Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

Günümüzde Bir Ütopya Örneği

Emre Kongar

Thomas Moore'un 1516'da, İngiltere'deki ve Avrupa'daki düzeni eleştirmek için bir roman olarak yayınladığı "Ütopya"dan sonra, toplumsal, siyasal ve ekonomik sisteme karşı yazılan hayali-kuramsal, ideal modellerin tümüne ütopya denildi.

Aslında ilk ütopya belki Moore'dan ikibin yıl kadar önce Platon tarafından "Devlet" adlı çalışmayla yazıldı.

Yirminci Yüzyıl'da totaliter rejimlerin varlığı ve egemenliği, bir takım yazarları "distopya" denilen olumsuz model kavramı üzerinde de yazmaya yönlendirdi.

Huxley'in "Cesur Yeni Dünya" ve Orwell'in "1984" adlı yapıtları totaliter rejimleri eleştiren böyle çalışmalardır.

* * *

Hiç kuşkusuz her ütopya ve distopya, yazarının yaşadığı dönem ve toplum hakkındaki izlenimlerinden, eleştirilerinden, kaygılarından ve özlemlerinden oluşur.

Bu açıdan günümüzdeki bir ütopya çalışmasına bakmak istedim:

Acaba dünyanın doğal kaynaklarının hızla tükendiği, savaşın terör biçiminde mikro düzeyde yaygınlaştığı, ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin arttığı günümüz dünyasında nasıl ütopya ya da distopyalar oluşabilir?

Bu çerçevede önce sömürülen yüzde 99'un haklarını, sömüren yüzde 1'e karşı savunduğunu öne süren, New York sokaklarındaki ve parklarındaki "Occupy Wall Street" adlı gerçek eylemi anımsayalım, ondan sonra da adını bu hareketten alan "Occupy World Street" adlı kitapta dile getirilen ütopyayı görelim.

* * *

Büyük şirketlerin, özellikle de büyük finans kuruluşlarının Amerika'yı ve dünyayı sömürmesine karşı, "Biz yüzde 99'u temsil ediyoruz" sloganıyla 17 Eylül 2012'de başlayan "Occupy Wall Street" hareketi tüm dünyada büyük yankılar uyandırmıştı.

"Occupy World Street" adlı kitabın yazarı mevcut sistemi çok iyi bilen, onun etkili bir parçası olarak çalışmış bir eski borsacı: Ross Jackson.

Dünya ekonomik ve mali düzenine karşı "Gaian Dünyası" dediği yeni bir düzen öneriyor.

Jackson önce mevcut düzenin neden "sürdürülemez" ve "ıslah edilemez" olduğunu açıklıyor.

İnsanoğlu, mevcut düzende, üzerinde yaşadığı dünyayı yok edecek bir biçimde üretim ve tüketim yapıyor, mevcut finansal sistem bunu destekleyerek bütün yerel ekosistemleri ve sosyal sistemleri tahrip ediyor; sonunda yeryüzü ile birlikte insanlık da yok olacak.

Bu düzenin kendi kendini düzeltmesi de olanaksız, çünkü onu değiştirebilecek güce sahip olanlar düzeni değiştirmek istemiyor, düzeni değiştirmek isteyenler ise onu değiştirebilecek güce sahip değil.

Jackson, bu kısır döngüyü kırmak için, en aşağıdan başlayan halk örgütlenmeleri ile, düzenle tam bütünleşmemiş olan ülkelerin ortaklaşa çalışmasını, örgütlenmesini, çevreyi koruyan, doğal kaynakları yok etmeyen bir finans, üretim ve tüketim düzeni kurmasını öneriyor...

Bunun adına da "Gaian Dünyası" diyor.

"Gaian Uygarlığının" iki ilkesini, ekolojik sürdürülebilirlik ve insan hakları olarak belirliyor.

Bu dünyanın yaratılması, aşağıdan halktan gelen taleplerin ve örgütlenmenin, bazı devletlerle buluşması üzerine kurulan bir model çerçevesinde ele alınıyor.

Danimarka, Bolivya, Sri Lanka, Costa Rica, İzlanda, Norveç, Venezuela, Senegal, Bhutan, Yeni Zelanda, Maldivler, Tunus, Mauritius, Malezya, İsviçre gibi ülkeler bu düzenin kurulmasında işbirliği yapabilir diyor Jackson.

Kitabı okumak, günümüz dünyasının ürettiği bir ütopya örneği olarak çok aydınlatıcı.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional