Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

Güngör Dilmen'in Ardından

Emre Kongar

1959 yılında girdiğim Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde iki kültür kulübüne üye olmuştum:

Biri "Tiyatro Kulübü", öteki "İngilizce Kulübü".

Tiyatro kulübünü sevgili Özdemir Nutku çalıştırıyordu.

Sahneye koymak için bizi hazırladığı oyun Güngör Dilmen'in "Midas'ın Kulakları" adlı eseriydi.

Dilmen'in bir Yunan Tragedyası formatında yazdığı oyunda, koro çok önemliydi çünkü anlatıcı görevini yüklenmişti.

Özdemir Nutku beni koro şefi rolüne uygun görmüştü.

Ama hiç birimizin tiyatro deneyimi yoktu; sadece ben Şişli Terakki Lisesi ilkokul beşte, Ferih Egemen'in sahneye koyduğu bir okul piyesinde başrolü oynamıştım.

Bunun üzerine Özdemir Nutku iki farklı yöntemle bizi çalıştırmaya başladı:

Birinci bölümde nefes temrinleri yapıyor, göğüsten ve karından nefes almayı, nefesimizle en uzun konuşma yapmayı ve elbette temiz, anlaşılır telaffuz yöntemlerini öğreniyorduk.

İkinci bölümde de metin okuması yapıyor, oyunu tartışıyor ve rollerimizi ezberliyorduk.

İşte benim Güngör Dilmen'le, daha doğrusu "Midas'ın Kulakları" ile tanışmam böyle oldu.

Ne yazık ki, sonra 28-29 Nisan öğrenci olayları patlak verdi, üzerimize ateş edilip fakültemiz polis tarafından işgal ve tatil edildi, biz de "memleketlerimize" yollandık.

27 Mayıs'tan sonra okullar açılınca da ancak dersleri tamamlamaya ve sınavlara vakit kalmıştı...

Bizim "Midas'ın Kulakları" çalışması da böylece rafa kalktı.

Daha sonra kulüp devam etti. Türkay Yazıcı adlı bir arkadaşımızın rejisörlüğünde Samuel Beckett'in "Oyun Sonu" adlı oyununu sahneledik ve orada kör ve kötürüm Hamm rolünü oynadım.

* * *

Güngör Dilmen'in aramızdan ayrılışı üzerine en güzel yazılardan birini Ayşegül Yüksel 10 Temmuz 2012 tarihinde Cumhuriyet'te yazdı...

Aşağıdaki satırları onun yazısından alıntıladım:

"...Dilmen, Meksika Körfezi'nden Çin'e uzanan bir coğrafyada, 'Ak Tanrılar' oyununda yansıyan Aztek uygarlığından, 'arınmış ruhların buluşma yeri' olan Sarı Nehir kıyılarına doğru uzun bir yolculuk yaptırır seyircisine.

'Galileo'nun Günahları' ile İtalya'nın dükalık dönemine, 'Amfitrüon' ile Yunan mitologyasının zamansız evrenine, 'Troya İçinde Vurdular Beni' oyunu ile de Homeros'un söylensel dünyasından Anadolu'ya ulaşılır.

Anadolu'daki uzun durakta, 'Midas Üçlemesi' ile Lidya-Frigya söylenlerine, 'Ben, Anadolu' oyunundaki 'kadın portreleri'yle de 'Eskiçağlılar'ın söylensel kültüründen Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin tarihsel kıvrımlarına geçilir.

Dilmen'in, Osmanlı'nın son dönemini sahneye getiren oyunlarından 'Devlet ve İnsan', 'İttihat ve Terakki', 'Osmanlı Dram Kumpanyası' ve 'Aşkımız Aksaray'ın En Büyük Yangını', bir de 1950'lerin Kuzguncuk semtini canlandıran 'Kuzguncuk Türküsü' İstanbul'da geçer. Kurtuluş Savaşı'nın son yıllarını anlatan, belgesel nitelikli 'Hâkimiyet-i Milliye Aşevi' Ankara'da, 'Kurban' ise Anadolu'nun kırsalında yer alır.

Yolculuk Ortadoğu'da sürmektedir. 'Akad'ın Yayı' ile bugünkü Filistin bölgesindeki Kenan ülkesine, 'Hasan Sabbah' oyunu ile Ömer Hayyam'ın anayurduna, 'Deli Dumrul' ile Oğuz illerine, 'Bağdat Hatun ile Horasan'a, 'Canlı Maymun Lokantası' ile de Uzakdoğu'ya uzanan Dilmen, dünyanın çevresine oyunlardan bir kuşak sarmış olur."


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 18 Kasım 2019

Valid HTML 4.01 Transitional