Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

7 Mart 2011

Medya Geç de Olsa Hatasını Anlayacak mı?

AKP-Gülen koalisyonunun sivil dikta projesi medya ayağı ile başladı.

Önce yandaş yazarlar ve medya mensupları yaratıldı.

Sonra medyada mülkiyetlere el kondu, sermaye olarak da medya ele geçirildi.

Adına "Ergenekon" denilen dava medyada pişirildi ve kotarıldı.

Başbakan medya aracılığı ile "Cesur bir savcı aradığını" belirtti.

Medya aracılığı ile gazeteler, gazeteciler, askerler suçlandı.

Yargı ayağı, medyadaki hazırlıklar bittikten, kamuoyu biçimlendirildikten sonra başladı.

2007'de başlayan, iddianamesi binlerce sayfa tutan, sanıkları hapse tıkılmış ve orada yargılanan davanın dördüncü yılında hâlâ yeni tutuklamalar yapılıyor; herhalde yeni iddianameler de yazılacak...

Dünya hukuk tarihinde görülmemiş bir uygulama!

Tabii bu süreçteki en önemli dönemeç 12 Eylül 2010 referandumu ile AKP iktidarının, yargıyı yeniden düzenleme yetkisini alması oldu.

Bu dönemeçten sonra, kritik yerlerdeki ve davalardaki yargıçlar değiştirildi, yeni tutuklamalar gündeme geldi.

Medyanın, AKP ve Gülen cemaati tarafından sahip olunan, kontrol edilen ve korkutulan mensupları, bu sivil otoriterleşme sürecine, hem meslektaşlarını ihbar eden gazeteciler hem de iktidar yandaşı yazarlar ve yöneticiler olarak büyük destek verdi.

Oysa gözden kaçırdıkları iki tarihsel, toplumsal, siyasal ve örgütsel gerçek vardı:

1) Her yasa dışı örgütlenme ittifakı, bir süre sonra kontrolden çıkar...

2) Dr. Frankenştayn yasası bütün bu işler için geçerlidir: Yaratılan canavar, bir süre sonra döner, yaratıcısına saldırır.

İşte İlhan Selçuk'un tutuklanmasıyla başlayan, askerler, rektörler, yazarlar gibi muhaliflerin ve laik Atatürkçü demokratların içeri atılmasıyla devam eden ve en son Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın tutuklanmalarıyla doruk noktasına erişen bu süreç, bu iki gerçeğin ışığında görüldüğünde hiç de şaşırtıcı değil.

Özellikle Ahmet Şık bu süreci başlatan ve destek veren kalemlerden biri.

Son eylemi, Fethullah Gülen cemaati hakkında "İmamın Ordusu" adıyla bir kitap hazırlamakta oluşu.

Nedim Şener'in ise Hrant Dink cinayetindeki devlet sorumlularını teşhir ettiği biliniyor.

4 Mart Cuma günü Taksim'de ve Kızılay'da yapılan protesto yürüyüşleri geniş bir katılımla gerçekleştirildi.

Birbirlerini tanımayan, sevmeyen hatta birbirini suçlamış ve ihbar etmiş kişiler aynı yürüyüşte buluştu; hiç olmazsa bir kısmı:

Çünkü Gülen'in ve AKP'nin militan medya mensupları (Gülen'in Zaman'ının ve iktidar yandaşı öteki bazı gazetelerin mensupları) bu yürüyüşlerde de yoktu.

Ama en azından kendilerini "liberal" diye (sahte de olsa) tanımlayanların çoğu protestoya katıldı.

Geç kalmış da olsa, acaba bir bilinçlenme belirtisi mi diye umutlanıyor insan!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional