Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

6 Eylül 2010

Referandum Sonucu "Hayır" Çıkacak.

Aslında başlığı kısa tuttum.

Tam başlık "Araştırmalar Doğruysa, Referandum Sonucu Hayır Çıkacak" biçiminde olmalıydı.

Bildiğiniz gibi bütün araştırmalar, (kamuoyuyla paylaşılmayan, gizli tutulanlar dahil) referandum sonucu olarak "Evet" ile "Hayır" arasında bir denge görüyor.

BDP'nin "Boykot" kararının ise bu dengeyi nasıl etkileyeceği tam saptanamıyor; daha doğrusu "Boykot" oyları araştırmaların dışında tutuluyor.

Peki ben neden bu sonuca bakarak "Hayır" çıkacak diyorum:

Çok basit:

İktidarın bu denli açık ve yoğun baskısına karşın, araştırmalar hâlâ "Hayır" oyu vereceğini söyleyenleri saptayabiliyorsa, demek ki, "Hayır" oyu verecek kitle aslında çok daha büyüktür.

Aslında bu "İktidar baskısı sendromu" bütün araştırmacıların bildiği ve dikkate alması gereken bir olgudur:

Araştırma yapılırken kendisine soru sorulan kişi kimliğinin, adresinin bilindiğini bilirse, iktidar korkusundan dolayı genellikle dürüst yanıt vermez.

Kimi kararsız olduğunu söyler, kimi "Bilmiyorum" der, kimi de iktidarın istediği yönde oy kullanacağını belirtir.

Bu nedenle, sokakta kimliği belirsiz kişilere, gelip geçene sorularak yapılan anketler daha doğru sonuç verir; adrese gidilerek, evde kapı çalınarak yapılan anketlerin sonuçları çok güvenilir olmaz.

Fakat araştırmanın selameti bakımından seçtiğimiz örneklemin, yani soru sorulacak kişilerin, genel kitleyi yani tüm Türkiye'deki seçmenleri temsil edebilmesi için, çok dikkatle saptanmış olması gerekir:

Yaş, cinsiyet, ekonomik durum, tahsil, çevre, kent-köy-gecekondu, bir önceki seçimde kullanılan oy gibi ölçütlere göre belirlenen soru sorulacak kişiler, genellikle adresler üzerinden saptanır.

Yoldan gelip geçene sorularak yapılan anketlerde bu ölçütlere dikkat edilemeyeceği için, örneklemin seçmen kitlesini temsil özelliği güvenilir olmadığından, sonuç da güvenilir olmaz.

Ama işin içine "iktidar baskısı" girince olay tam tersine dönüyor:

Sokaktaki kimliği belirsiz kişilerin verdiği yanıtlar, adresleri belli kişilerin verdikleri yanıtlardan daha güvenilir oluyor.

Ben bunu 1989 Belediye seçimlerinde bizzat yaşayarak bir kez daha gördüm.

O sıralarda KAMAR Kamuoyu Araştırma Şirketini yönetiyordum.

Yukardaki ölçütlere göre belirlenmiş çok hassas bir örneklemim vardı.

Üstelik çeşitli araştırmalarda kullandığım bu örneklem üzerinde yaptığım araştırmalar hep doğru sonuçlar vermişti.

Örneğin 1987 genel seçimlerinde bütün partilerin sıralamasını tam doğru olarak, alacakları oyların yüzdelerini de çok küçük sapmalarla saptayabilmiştik.

Dalan ile Sözen arasında geçeceği belli olan İstanbul Belediye Başkanlığı seçimini de bu örneklemin İstanbul bölümü üzerinde yaptım.

Gelen sonuçlar Belediye Başkanı Dalan'ın seçimi kaybedeceğini, muhalefetin adayı Sözen'in kazanacağını gösteriyordu.

Oysa bütün medya ve daha da önemlisi, bir kuruluş hariç, bütün araştırma şirketleri Dalan'ın kazanacağına ilişkin sonuçlar yayınlıyorlardı.

Bunun üzerine anketör olarak çalıştırdığım üniversite öğrencileri ile bir toplantı yaptım ve soruları nerelerde sorduklarını, önceden tesbit ettiğimiz evlerdeki adreslere gidip gitmediklerini sordum.

Çocuklar büyük bir içtenlikle, verdiğimiz adreslere gittiklerini ama, evlerin kapılarını çalmak yerine o sokaktaki gelip geçen insanlara sorduklarını söylediler.

Bunun üzerine doğrudan adreslere gitmelerini ve soruları, kapıları çalarak karşılarına çıkan, tarif ettiğimiz nitelikteki insanlara sormalarını söyledim.

Sonuçlar geldi:

İktidardaki Dalan açık ara kazanıyordu.

Ben tabii bilimsel ve güvenilirliği denenmiş bir örneklem seçmiş olmamım rahatlığı içinde, ikinci gelen sonuçlara rağbet ettim, ve yanıldım!

Seçimi Sözen kazandı.

Adreslerine gidilen ve kimlikleri bilinen mülakat yapılan kişiler, gerçek eğilimlerini saklamış iktidardan yana yanıt vermiş, bizi yanıltmışlardı.

Sonuç olarak, "bitaraf olanın bertaraf olacağını" açıkça söyleyen, bütün kişi, grup ve örgütlere her türlü tavizi veren görülmemiş bir baskı uygulayan bir iktidarın gölgesindeki araştırmalar bile "başa baş" sonuç veriyorsa, hiç kuşkunuz olmasın, referandum sonucu "Hayır" çıkacaktır.

Tabii bugünkü araştırma sonuçları doğruysa...

Ve daha önemlisi, sandık sonuçları bilgisayarlara tam doğru olarak yansıtılırsa...

Tam sonuçlar açıklanırken vuku bulacak "yarım saatlik elektrik kesintileri" işin içine girerse sonuçların ne olacağını ancak AKP iktidarı bilir!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 17 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional