Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

5 Eylül 2011

Sahilden İnsan Manzaraları.

Eylül geldi...

Dokuz günlük bayram tatili de bitti...

Yazlıklar, sahil kentleri ve sahiller boşaldı...

Ben çok sınırlı sayıda da olsa birkaç gün daha bu boşluğun keyfini çıkarmaya çalışacağım.

Bugün yaklaşık bir buçuk aydır sahil yürüyüşlerimin izlenimlerini paylaşmak istiyorum...

Geçen hafta her karşılaştığım insana "Günaydın" veya "iyi günler" ya da "Merhaba" dediğimde aldığım yanıtları anlatmıştım.

Bugün özel ve genel izlenimlerimi yansıtmak istiyorum.

Bu izlenimler, yaklaşık 4-4,5 saat süren, 10-15 kilometrelik bir sahildeki sabah yürüyüşlerimdeki gözlemlerimin sonucudur.

* * *

Önce genel izlenimlerimi aktarayım:

Bu yıl en çok dikkatimi çeken nokta çocukların, özellikle de küçük çocukların çokluğu oldu.

Genellikle tam benim yürüdüğüm, denizle kumun kesiştiği çizgide oynayan çocuklar üç eylem yapıyor:

Ya ellerindeki kovalardan oluşturdukları kalıplarla kaleler, şatolar inşa ediyorlar...

Ya elleriyle kumun tam suyla birleştiği yerde kuyular kazıyorlar...

Ya da dalgalarla oyun oynayarak, gelen dalgalar onlara ulaşmadan geri sıçrıyorlar.

Dikkatimi çeken ikinci nokta çocukların genellikle dede veya büyükbabalarla ya da babaanne veya anneannelerle birlikte oluşları...

Öyle anlaşılıyor ki çalışan anne-babalar, kendi sınırlı izinlerinin dışında da çocukları kendi anne-babalarının yazlık evlerine bırakıp biraz daha tatil yapmalarına olanak sağlıyor.

Üçüncü dikkat çekici bir nokta çocuklarla oynayanların genellikle erkekler oluşu...

Ya babalar, ya da büyükbaba veya dedeler çocuklarla birlikte...

Bu da ailedeki erkek egemenliğinin artık kadınlarla eşit hale gelmesinin bir sonucu gibi algılanabilir.

Bir başka genel gözlemim de ailece sahilde güneşlenen veya yüzenlerin arasında erkeklerin daha az olduğuydu.

Ya erkekler kimi zaman evde kalıyor, ya da işleri dolayısıyla kente dönmüşler, eşleri, aileleri çocuklara bakıyor.

Şimdi de biraz özel yaşam izlenimleri:

Yürüyüş yolumun üzerinde pek çok tanıdık çıkıyor...

Yani beni tanıyanlara ek olarak, benim de tanıdığım arkadaşlar ve eski dostlar...

(Kendilerinden izin almadığım için soyadlarını ve kimliklerini açığa vuracak özel bilgileri vermiyorum)

Bunlardan biri eski politikacı Nurettin bey.

Leman hanımla birlikte yürüyüşümün orta noktalarında uğrayıp kafeinsiz bir neskafe veya sade bir Türk kahvesi içtiğim bir dost evi.

Her seferinde Laman hanımın ve Nurettin beyin sonsuz ikramlarına karşı koymak zor oluyor ama direniyorum...

Çünkü bu arada birkaç kilo olan fazlalığımdan kurtulmaya çalışıyorum:

Geleli beri dört kilo kadar verdim ciddi bir perhiz ve yürüyüş programı sayesinde.

Nurettin beyle bol bol siyasal anılar, Ecevit, CHP, 12 Eylül konuşuyoruz.

Tam bir hazine siyasal tarih bakımından.

Alevi kültürünü de çok iyi özümlemiş olduğundan Türkiye'deki mezhep sorunları konusunda da ilginç tartışmalar yapıyoruz.

Nurettin beyler yerel kültüre ve elbette yerel tadlara meraklı bir aile...

Dut pestilinden, taze cevize, hiç tuzsuz lor peynirinden her türlü tulum peynirine kadar ne ararsanız, en iyisi onlarda.

Bu arada geçen kış bütün İstanbul şarküterilerini alt üst edip aradığım hiç tuzsuz lor peynirine de onların sayesinde yeniden kavuştum.

Hiç tuzsuz peynir, uzun süre dayanmadığından, raf ömrü ancak birkaç gün olduğu için, tuzsuz lor diye satılan lor da "az tuzlu".

Oysa çocukluğumdan kalan damak tadı, kaymak lezzetini andıran hiç tuzsuz lor tiryakisi yapmıştı beni.

Bu arada, hiç tuzsuz loru, Ödemiş mandıralarından alıp eşi ve Ziraat Fakültesi mezunu oğlu ile birlikte haftada dört gün pazarcılık yaparak civarda satan Güler hanımla tanıştım.

Müthiş bir kadın...

Sırf benimle tanışmak için bir gün Nurettin beylere gelmiş ve beni beklemiş...

İnanılmaz derecede de dikkatli ve zeki.

Tahsili yok ama, konuşurken ben, "tasvip ediyorum" deyince, "Evet, yani onaylıyorsunuz" diye düzeltti.

Sahil yürüyüşlerimin kazandırdığı eski dostlardan biri de Doktor Orhan bey.

Kızı Ahu, bir üniversitede öğretim görevlisi.

Eşi Gülçin hanım ve kızıyla birlikte uzun yürüyüşümün sonunda (evleri bizim eve çok yakın) mutlaka sade bir Türk kahvesi için yolumu kesiyor.

Orhan bey bir göz hekimi, benim 1966'da Türkiye'ye döndükten sonra Hacettepe'de ders verdiğim ilk yıl, 1967'de öğrencim olmuş.

O yıl tıp öğrencilerine de zorunlu sosyal bilim dersleri koyarak bir devrim yapmıştık.

Orhan o dönemin, 68 hareketinin öncülerinden...

Eski günleri, Hacettepe'yi, öğrenci lideri arkadaşları anıyoruz...

Kızı ile birlikte bugünkü üniversitelerin sorunlarını tartışıyoruz.

Sahil yürüyüşüne meraklı olan eşi ile birlikte de "kıyı dedikoduları" yapıyoruz.

Bu yıl yeni tanıştığım Necdet'ten söz etmesem olmaz.

Necdet yolumun üzerinde olan bir kafeyi işletiyor...

Mutfağı açık, şeffaf...

İçerde yapılan her şeyi görebiliyorsunuz...

Tuvaletinin temizliği "bal dök yala" cinsinden...

Bedava ve gerçekten işleyen bir internet bağlantısı var.

Bu çok önemli, çünkü yol üstündeki bütün kafelerde "Bedava internet" yazısı var ama hemen hemen hiçbiri çalışmıyor.

Necdet, kışları ailesinin bir zeytinyağı fabrikasında çalışıyor, yazın da bir siteden kiraladığı kafeyi işletiyor.

Yaptığı sandviçlerin tadına doyum olmuyor.

Tam bir aydın...

Ülkede olup biten her şeyden haberi var.

Onunla da yerel sorunlar üzerine sohbet ediyoruz.

Bu arada, bana posta atarak kitap imzası için buluşup tanıştığım, kumsalda kitabımı okurken veya evden getirdiği kitabını, yolumu bekleyip imzalatan pek çok okurumla tanıştım, ahbap oldum.

Onların sevgilerinden ve yorumlarından beslendim.

Deniz ve güneşe ek olarak okur sevgisi ile enerji topladım.

Bu arada hiç kuşkum yok, üzerimdeki tek bir şortla birlikte resim çektiren pek çok okurum sayesinde bir çok plaj fotoğrafım, facebook sayfalarında bolca yer buldu!

* * *

Evet sevgili okurlarım, bu mevsimlik aktaracağım izlenimler bu kadar.

Daha çok izlenimim var ama kişisel notlarla sizi sıkmak istemediğim için burada kesiyorum.

Hepinize sağlıklı ve başarılı bir sonbahar dilerim.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 15 Temmuz 2019

Valid HTML 4.01 Transitional