Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

2 Mayıs 2005

Türkiye hiç bu denli belirgin çizgilerle ayrışmamıştı:

Bir yanda Cumhurbaşkanlığı, yargı, üniversiteler, bir grup aydın ve silahlı kuvvetler, öte yanda hükümet ve ona destek veren büyük medya.

Neden böyle oldu?

Bu ayrışma, iç ve dış sorunlar açısından bir anlam ifade ediyor mu?

"Neden böyle oldu" sorusunun yanıtını hükümetin siyasal ve bürokratik tutumunda aramak gerekir:

Başta Başbakanlık Müsteşarı olmak üzere, "laik ve demokratik" düzeni "İslami demokrasiye" dönüştürmek gibi hem kuramsal hem de uygulamalı açıdan olanaksız bir amaca yönelik bir kadrolaşma, türban ve benzeri sorunları gündemde tutan bir siyasal tutum, bu ayrışmanın temel eksenini oluşturuyor gibi görünüyor.

Başbakan, AKP'nin merkez bir sağ parti niteliği kazanmasını istediğini söylüyor ama gerek kadrolaşma eylemleri, gerekse siyasal gündemi bu arzusuna ters düşen eğilimleri belirliyor.

Son günlerde oluşan "milliyetçi tepkilerin" "dinci" çizgi ile bütünleşme eğilimi göstermesi, bu oluşumun demokrasiyi tehdit eden çizgilere ulaşmasındaki ideolojik-toplumsal tehlikeyi vurguluyor.

Avrupa Birliği'nin içindeki bazı ögelerin ve özellikle de Amerika Birleşik Devletleri'nin Türkiye'yi bir "Ilımlı İslam Devleti" olarak algılamaları, ya da böyle görmek istemeleri, bu tehlikeyi daha somut hale getiriyor.

Anayasa'da belirtildiği biçimiyle "laik ve demokratik bir sosyal hukuk devleti" olarak tanımlanmış olan Türkiye Cumhuriyeti'nin temel özelliklerini korumak da yukarda saydığım kurumlara düşüyor.

Peki hükümet ile devletin bazı kurumlarını ve bazı kamuoyu kesimlerini karşı karşıya getiren bu ayrışma iç ve dış sorunlarda bir farklılık ekseni oluşturuyor mu?

Hiç kuşkusuz, "laik ve demokratik Türkiye"yi koruma çizgisinde oluşan bu ulusal tepki, Avrupa Birliği ile bütünleşme, Kıbrıs sorunu, Irak savaşı, Güneydoğu sorunu gibi sorunlarda da bir ayrışmayı gösteriyor.

Dış güçler olarak Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa Birliği'nin Türkiye'nin "laik ve demokratik" yapısına saygılı bir tavır sergilemeleri, ülkemizin uluslar arası platformlardaki ittifaklarından doğan yükümlülüklerini daha sarsıntısız bir biçimde yerine getirmesine yardımcı olacaktır.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional