Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

23 Mayıs 2011

İki Televizyon Programının Perde Arkası.

Dostlar, sevenlerim, okurlarım ısrar ediyor, "Tamam Facebook'a girme ama mutlaka Twitter'da olmalısın" diyorlar.

Oysa Facebook'ta adımı kullanan sahte site ya da siteler var.

Ben en azından birini gördüm.

Belki de bu sahtelikleri önlemek için girmeliyim Facebook'a; bilmiyorum.

Ayrıca Facebook daha sakin daha yavaş bir ilişki.

Oysa Twitter çok dinamik, hem yazmak hem de izlemek gerekiyor...

Üstelik her an izlemezseniz, geriye doğru birikenleri de okuyamazsanız, size yollanan mesajları da kaçırabilirsiniz...

İletişim kuramadıklarınız ise size derhal "İlgisiz, burnu büyük, tepeden bakıyor" gibi suçlamaları yapıştırır.

Gerek Facebook'ta gerekse Twitter'da olup bitenleri izliyorum, gerçekten çok etkili, çok hızlı bir etkileşim platformu.

Belki de sonbahara doğru yeniden bu ortamlardan birine girmeyi bir kez daha düşünebilirim...

Ama şimdilik kendi sitemi, bu siteye her Pazartesi yazdığım "Güncel"i, Facebook ya da Twitter gibi özel yaşamımın başkalarını da ilgilendiren kamuya açık yönlerini anlatmakta kullanmaya devam edeceğim.

* * *

Geçen haftalarda son kitabım "İçimizdeki Zalim"le ilgili olarak iki televizyon programına daha katıldım.

Birincisi Cumartesi günleri Tv8'de yayımlanan "Kitap Kulübü" programıydı.

Programın sunucusu Neslihan Acu.

Acu aslında bir yazar.

Hem de başarılı bir yazar.

Güzel romanları, ilginç denemeleri var.

Yaşamı bütün çelişkileriyle birlikte görmeyi ve aktarmayı yeğleyen, aklar ve karalar yerine gri tonlarında dolaşmayı seven, insan haklarından yana ve insan hakları bağlamında doğal olarak kadın haklarını savunan, ama edebiyat çalışmalarını bağnaz siyasal görüşlere kurban etmeyen bir yazar.

"Kitap Kulübü" programını Tv8'in icra kurulu başkanlığını da yapan ünlü yazar ve iletişimci, değerli dostum Haluk Şahin önermiş...

Neslihan Acu'yu da İzmir'den getirtip programın başına geçirmiş.

Program uzun, reklamlarla birlikte bir saate yayılıyor.

Genellikle reklam araları dışında, yirmişer dakikalık üç bölüm gibi sunulan bir canlı yayın.

Canlı yayın ama programın içine çok akıllıca daha önce yapılmış çekimler, (televizyoncu diliyle vtr'ler) serpiştiriliyor.

Kimi zaman, geçmişten bir kısa belgesel, bir anı, sonra bir ünlü ile yapılan "Ne okuyorsunuz" mülakatı ve bir yayınevi yöneticisiyle yapılan bir röportaj, canlı yayın sırasında devreye sokuluyor.

Benim katıldığım programda, Haluk Şahin'in o zamanlar tekel olan TRT'de 1970'lerde yaptığı kitap programından kısa bir bölüm yayınlandı.

Bir kez daha Cemal Süreya'yı ve Mehmet Kaplan'ı andık böylece.

Programın ilerleyen akışında Ahmet Hakan'ın "Neler okuyorsunuz" sorusuna verdiği yanıtlara ilişkin bir kaydı izledik.

Ahmet Hakan aynı anda çok kitap okuyan biri anlaşılan...

Her gün birden çok konuda ilgi çekici yazı yazmak kolay değil, tabii...

Okumadan yazılmaz; Ahmet Hakan bunun en güzel örneklerinden biri.

Pek çok önemli kitaptan söz etti ve son olarak da benim "İçimizdeki Zalim"i okuduğunu belirtti...

Tabii çok memnun oldum ama sonra kendisini arayıp teşekkür edemedim; bu yazımı lütfen bir teşekkür olarak kabul etsin.

Son olarak Doğan Egmont Genel Müdürü Gülgün Çarkoğlu ile e-yayıncılık üzerine bir kayıt izledik.

Bu kayıtlar, programın sıcak sohbet havasının içine son derece doğal olarak girdi ve izleyiciyi o canlı sohbet havasından koparmadı, çünkü biz öncesinde ve sonrasında bu kayıtlar üzerinde de biraz konuştuk.

Neslihan Acu programını bir-iki konukla yapıyormuş.

Beni çağırdığı programa kimin katılmasını istediğimi sorduğunda ben derhal Haluk Şahin dedim.

Çok meşgul olmasına karşın, Şahin beni kırmadı ve programa katılarak son derece renkli ve yararlı bir sohbetin çok yararlı bir parçası oldu.

Benim kitabım kadar Türkiye'nin iletişim sorunları, kitap piyasası, yazarlık ve benzeri konular üzerinde durduk...

Neslihan Acu'nun kendini öne çıkarmayan ama programın akışını düzenleyen müdahaleleriyle, canlı ve hızlı bir program oldu.

Tabii Haluk Şahin gibi bir üstatla sohbet her zaman ele geçen bir fırsat değil.

Programdan sonra Haluk bana stüdyoları gezdirdi...

Tv8'in genel koordinatörü Abiş Hopikoğlu bir inşaat mühendisi imiş ve bu eski tekstil fabrikasında, üç ayda mucizeler yaratarak gerçekten son derece modern ve işlevsel bir televizyon merkezi ortaya çıkarmış.

Derken bir odanın önünden geçerken Okan Bayülgen'i ve sevgili eşi Şirin Ediger'i gördük.

Okan Bayülgen Tv8 için bir gençlik kanalı planlıyormuş...

Onunla da bir süre sohbet ettik ve bir programına konuk olacağıma dair söz vererek oradan ayrıldım.

programın video kaydı bağlantısı

* * *

Katıldığım ikinci program Güneri Cıvaoğlu'nun Kanal D'deki Şeffaf Oda programıydı.

Pazar günü ekrana gelmesine karşın iki hafta önce çekilmişti ve banttan yayınlandı.

Güneri Cıvaoğlu artık kemale ermiş bir yazar.

Yıllarını medyada geçirmiş, her makamda hizmet etmiş, "Babıali'de devrim yapmış" bir gazeteci.

Güneş gazetesinin genel yayın yönetmeni olarak gazetecilerin maaşlarını doğru dürüst seviyeye yükselten bir duayen.

Orada da yine benim İçimizdeki Zalim kitabımı konuştuk.

Benim yanımdaki konuk Züleyha idi.

Dünya güzeli, muhteşem bir sesi olan genç bir sanatçı.

Zülfü Livaneli'nin şarkılarını on farklı dilde okuduğu CD'si yeni çıkmış...

Programda bu şarkıların bazılarını canlı olarak seslendirdi.

Ben doğrusu çok zevk aldım, dilerim programı izleyenler de memnun olmuştur.

Çekim Baltalimanı'nda Portaxe adlı bir mekanda yapıldı.

Aslında bir restoran burası ama sadece Pazar günleri brunch için halka açık.

Öteki günler özel ziyafetlere, düğünlere, nişanlara ve yemekli toplantılara hizmet veriyor.

İşletmecisi Lütfü Sapmaz iftiharla "Banquet işletmeciliğinde lider olduk" diyor.

Çekim yapılırken arka planda boğazda geçen gemiler görünüyordu, gerçekten çok hoş bir manzaraydı, sonradan ekranda izlerken fark ettim.

Nebil Özgentürk de, öğretim üyesi dostum Nehir ile aynı mekanda evlenmişti, şimdi bir de bebek bekliyorlarmış, duyunca çok sevindim.

* * *

Evet değerli okurlarım, işte size kavga dövüş, saldırı olmayan bir takım geri plan izlenimleri.

Birazdan Okan Bayülgen'in programına katılmaya gidiyorum.

Gece saat 12'de ekrana gelen bir canlı yayın...

Onun izlenimleri de haftaya...

Kalın sağlıcakla.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional