Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

20 Ekim 2008

Ergenekon Denilen Dava Başlıyor.

Tartışma daha davanın adıyla başladı.

Bir Türk efsanesi, mitolojisi olan Ergenekon'un adının bir çete örgütlenmesine verilmesi başta MHP olmak üzere toplumun çeşitli kesimlerinde tartışma yarattı.

Resmi sözcüler bu adın kendilerince verilmediğini, resmi bir niteliği olmadığını belirttiler, ama medya artık bu adı benimsemişti.

Derken tutuklamalar başladı.

İnsanların sabah 4 buçukta evleri basıldı, gözaltına alındılar.

İddianamenin yazılması çok uzun sürdü.

Bu arada hastalanan ve hatta ölen tutuklular oldu.

Davanın ilk iddianamesi nihayet açıklandı, fakat emekli orgenerallerin içinde olduğu sonraki tutuklananlar hakkında ek iddianame hala yazılamadı.

Bu arada, hakkında henüz iddianame yazılamamış olan emekli jandarma komutanı orgeneral Şener Eruygur, beyin kanaması geçirdi.

Çete kurmak ve çete üyesi olmak iddialarının yanında, davanın konusu olan iki somut eylem var:

Biri Danıştay'a yapılan silahlı saldırı ve bir yargıcın öldürülmesi.

İkincisi, Cumhuriyet gazetesine atılan bombalar.

İlginç olan nokta, Cumhuriyet gazetesinin imtiyaz sahibi olan İlhan Selçuk'un da bu suçların failleri arasında sayılarak, sanık durumunda olması.

Bu arada davanın savcıları arasında yer alan Zekeriya Öz için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna şikayet dilekçeleri verildi.

Cumhuriyet gazetesi ise davayla ilgili olarak üç dilekçe daha verdi ve iki dava daha açtı.

Birinci dava İlhan Selçuk tarafından, iddianamede kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle açıldı; Selçuk, parasal tazminat istemedi, sadece hükmün gazetelerde yayınlanması talep etti.

İkinci dava Cumhuriyet gazetesini yayınlayan şirket ve vakıf tarafından, gazetenin itibarının zedelendiği iddiasıyla yüz bin lira tazminat istemiyle açıldı.

Üçüncü dilekçe, ikinci somut olayın mağduru olan Cumhuriyet gazetesi tarafından davaya müdahil olma konusunda verildi.

Daha iddianame açıklanmadan, henüz sorgu aşamasında bile, bazı ifadelerin doğrudan medyaya servis edilmesi ve manşetlerde yer alması, hem sanıkların kişilik haklarına saldırı olarak algılandı, hem de bu ifadeleri alan kişi ve kurumlara karşı toplumsal güveni sarstı.

Tabii Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Ben Ergenekon'un savcısıyım" sözleri, buna karşılık ana muhalefet lideri Deniz Baykal'ın da "O zaman ben de Ergenekon'un avukatıyım" ifadesi, davanın siyasal niteliğini ortaya koydu.

Davanın sanıkları da çok farklı nitelikler taşıyor.

Birinci grup sanıklar, somut eylemlere katıldıkları kanıtlanmış kişiler; baş sanık Danıştay yargıcının katili ve Cumhuriyete bomba atan ve attıran Alparslan Arslan.

İkinci grup sanıklar, bu eylemlerin ardındaki örgütün yöneticileri veya üyeleri olarak suçlanıyor; burada emekli general Veli Küçük ön planda.

Üçüncü grup sanıklar İşçi Partisi üyeleri; bunların da lideri parti genel başkanı Doğu Perinçek.

Dördüncü grup sanıklar aralarında İlhan Selçuk gibi yazarların ve İstanbul Üniversitesi eski rektörü Kemal Alemdaroğlu gibi bilim insanları var; bunlar terör örgütünün yöneticileri ve üyeleri olmakla suçlanıyor.

Beşinci grup sanıklar emekli orgenerallar ama, haklarında ek iddianame henüz yayınlanmadığı için neyle suçlandıkları henüz bilinmiyor.

İddianame, 2500 sayfa kadar.

Ekleri binlerce sayfa.

İddianamede yer alan telefon konuşmalarının bir bölümü davayla ilgisiz, özel yaşama ilişkin konuşmalar.

İddianamede ve eklerinde yer alan bazı belgelerin sahteliği resmi kamu kuruluşlarınca saptanmış.

Sanıyorum, bu dava Türk Hukuk tarihine önemli bir vaka olarak geçecek ve yıllarca Hukuk Fakültelerinde inceleme konusu ve ders olarak kullanılacak.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional