Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

15 Ağustos 2011

Ahmet Hakan Soner Yalçın Konusunda Haklıdır!

Ahmet Hakan günümüzün en çok ilgiyle okunan yazarları arasında.

Bunun nedeni sadece her şeyi ve herkesi sorgulayıcı olması değil...

Geldiği köken itibarıyla da ilgi çekiyor...

Çünkü kökeni itibarıyla sorgulayıcı kültürün değil, biat kültürünün yazarı olması daha büyük bir olasılıktı:

Dindar, muhafazakar, siyaseten Erbakan çizgisindeki bir aileden geliyor...

İmam-Hatip mezunu...

Yani hem aile hem de eğitim bakımından dogmatik biat kültürüne çok daha yatkın.

Ama herhalde bir "imalat hatası" olmuş, o aile yapısından ve o eğitimden sorgulayıcı bir kafa ve sorgulayıcı bir kişilik yapısı çıkmış!

Sanıyorum onu en ilginç kılan özelliği bu.

Ayrıca ilginç sorunları ve görüşleri, kolay okunan bir üslupla dile getirmesi de onu çok okunan bir yazar yapıyor.

Pek doğal olarak her kesimi, moda deyimle "her mahalleyi", her konuda sorguluyor.

Son sorusu şu:

"Neden Soner'den hiç söz edilmiyor?"

Bakın 13 Ağustos 2011'de ne yazıyor:

"Ne zaman 'tutuklu gazeteciler' meselesi gündeme gelse hemen 'Ahmet' deniyor, 'Nedim' deniyor ama nedense 'Soner' denmiyor?

Uzun süredir bunu düşünüyorum.

Çevremdekilere sordum.

Aldığım cevaplar şunlar oldu:

- Ama Soner de çok kişinin canını yaktı.
- Oda TV'de saldırmadığı şahıs kalmadı.
- Köken araştırması yaptı.
- Ergenekon Davası'nda sanıkların savunuculuğunu üstlendi.
- İktidar karşıtlığını fazla abarttı.
- Dikkatsiz davrandı.
- CHP'nin televizyonunu almaya kalktı.

* * *

Bu cevapların hiçbirinde Soner'in tutuklanma gerekçesi yok.

Ya ne var?

Sadece ve sadece kişisel hırslar, intikam duyguları, öfkeler falan.

Oysa basit soru şudur:

Öfke duyduğumuz bir adam, bizim öfke duyduğumuz konularla hiç de alakası olmayan bir konuda tutuklandığında bize düşen zil takıp oynamak mıdır?

İlkesel açıdan baktığımızda...

Soner'in ne Nedim'den, ne Ahmet'ten bir farkı var.

O zaman ilkesel açıdan bakalım ve Nedim'den, Ahmet'ten söz ettiğimiz kadar Soner'den de söz edelim."

* * *

Ahmet Hakan bu görüşlerinde sonuna kadar haklıdır:

Ne yani, iktidarın her kızdığı kişi, bir bahane bulunup içeri atıldığında o kişiyi sevip sevmediğimize göre mi tavır takınacağız?

Galiba Ahmet Hakan'ı çok okunan bir yazar yapan önemli bir özelliği de böyle noktalara parmak basmasıdır.

Örneğin, Hayrettin Karaman'ın son yazısına da "Süper tehlikeli" diyerek dikkati çeken ve dünkü Hürriyet Pazar Gazetesi'nde "Tahammüle reddiye" başlıklı son derce güzel bir başka yazıyı da kaleme alan oydu.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional