Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

13 Mart 2006

Savcı-Meclis Tahkikat Komisyonu Başkanı Paslaşmasının Sakıncaları.

Sevgili kongar.org sitesinin ziyaretçileri, Şemdinli olayları iddianamesi açısından ortaya çıkan son Büyükanıt krizinin gözden kaçan çok önemli bir noktası var; kimse bunun üzerinde durmadı.

Yargı ile yasama arasındaki kuvvetler ayrımı ilkesi bu olayda göz ardı edildi ve demokratik sistem telafi edilemeyecek kadar büyük bir darbe yedi:

Zaten hükümeti, yani yürütmeyi denetleyen bugünkü iktidar, üçte iki çoğunluk sınırında Meclis'e de egemen.

Aslında seçimleri kazanan parti, ya da partiler koalisyonu, bizim Anayasa mantığımız gereği hem yürütmeye hem de yasamaya egemen oluyor, çünkü hükümet parlamento çoğunluğuna dayanmak zorunda.

Ama tabii Meclis'teki sandalye sayısı, hükümetin koalisyon olup olmadığı, muhalefetin gücü ve etkinliği gibi ögeler, yine de hükümet üzerinde bir meclis denetimini, çok zor da olsa, kimi zaman olanaklı kılabiliyor.

Demokratik sistemin sağlıklı işleyebilmesi için, zaten çoğu zaman lafta kalan, bir Meclis denetiminin işlevsel olması ise yeterli değil.

Mutlaka, başta Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay gibi üst yargı organları olmak üzere, adalet sisteminin siyasal iktidardan bağımsız ve özerk çalışması gerekli.

Oysa Şemdinli iddianamesi, gerek hazırlanış biçimi, gerekse savcı-tahkikat komisyonu ilişkileri açısından bu bağımsızlığa ve özerkliğe gölge düşürücü kimi ögeler taşıyor.

Olayın yargı bağımsızlığını zedeleyici ögeleri şöyle özetlenebilir:

  1. Her şeyden önce, adalete intikal etmiş, savcı tarafından soruşturulmakta olan bir konuda Meclis tahkikat komisyonu kurulması doğru değildir. Aynı anda, aynı konuda, iki ayrı organ tarafından birbirinden bütünüyle farklı nitelikte iki farklı soruşturmanın sürdürülmesi, sistemi tam bir çıkmaza sürükler.
     
  2. Olayın kahramanlarından olan ve savcının, ifadesini iddianamede geniş kapsamlı olarak kullandığı tartışmalı tanığın komisyonda dinlenilmesi önerisi, bu şahsın avukatlığını yapan bir milletvekili tarafından önerilmiştir. Söz konusu milletvekili önce bu gerçeği inkar etmiş, sonra tutanaklar önüne konulunca kabul etmek zorunda kalmıştır.
     
  3. Van savcısı komisyona bir yazı yazarak, bu tartışmalı tanığın ifadesini istemiştir. Oysa örneğin eski Meclis Başkanlarından Hüsamettin Cindoruk, Meclis'le ilgili resmi yazışmaların doğrudan komisyon başkanlarına değil, Meclis Başkanlığı aracılığı ile yapılması gerektiğini vurgulayarak bu yazışmanın usulsüz olduğunu belirtmiştir.
     
  4. Savcının, bu tartışmalı tanığın komisyondaki ifadesini nereden öğrendiği bir yana, gelen istek üzerine, komisyon başkanı, henüz tamamlanmamış, dolayısıyla resmiyet kazanmamış komisyon raporunun tartışmalı tanığa ilişkin bölümünü, komisyona danışmadan, savcıya yazı ile bildirmiştir. Bu olay da ancak muhalif bir milletvekilinin özel çalışmaları ile kamuoyuna mal olabilmiştir.
     
  5. Savcının Büyükanıt hakkındaki iddiaları medyaya yansıyınca, Meclisteki tahkikat komisyonunun AKP'li üyelerinden bazıları, gazetelere "Savcı bizim yarım bıraktığımız işi tamamladı" diye beyanlar vererek, bu iki olayın birbirinin devamı olduğu, aralarında ilişki bulunduğu konusundaki iddiaları pekiştiren bir tavır sergilemişlerdir (meşhur "yargıyı etkileme" suçunu işleyip işlemedikleri sorunu bir yana.)
     
  6. Savcının iddianamesinin hazırlanır hazırlanmaz, medyaya nasıl sızmış olduğu da ayrı bir garipliktir.

Şimdi çok kısa olarak özetlediğim bu "Meclis Tahkikat Komisyonu-Van Cumhuriyet Savcısı-Tanık-medya-iktidar" ilişkileri konusundaki usulsüzlükler, gariplikler, olayın ardındaki komplo teorileri, AKP ile ordu arasındaki gerginlik ve benzeri konular üzerinde durmayacağım:

Üzerinde önemli durmak istediğim nokta, bu olayda yasama ve yargı organları arasındaki bağımsızlık ilişkisinin zedelenmiş ve bu zedelenmenin rejimi tehlikeye sokmuş olduğudur.

Ne yazık ki "muhterem medyamız" işin bu yönü üzerinde hemen hemen hiç durmadı.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 17 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional