Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

BAVUL DERGİ, KASIM 2018

 

EMRE KONGAR

 

KASIM 2018, İSTANBUL'UN AKCİĞERİNE SAPLANAN İLK HANÇER: HİLTON'UN AŞK VE SAVAŞLA YOĞRULAN ÖYKÜSÜ
 

Hilton Oteli'nin arkasında müthiş olaylar ve önemli isimlerle örülen karmaşık ve gizemli uzun, upuzun bir öykü vardır.

* * *

Önce olayın aşk ve casusluk tarafına bakalım:

Otelin İstanbul'da yapılmasına karar veren kişi Conrad Hilton, "İstanbul'un yerini haritada göstermeyi bile bilmeyen" Conrad Hilton'a, bu kentte bir otel açması fikrini verdiğini iddia eden kişi ise ünlü sinema yıldızı Zsa Zsa Gabor'dur.

Zsa Zsa Gabor anılarında olayı şöyle anlatıyor:

"Hâlâ Türk vatandaşıydım. Türkiye'ye hayrandım. Conrad ise haritada İstanbul'un yerini bile gösteremezdi. 'Türkiye'yi tanımalısın, İstanbul'a bir otel açmalısın' diye beynini yedim. Ve sonunda kabul ettirdim".

1917 doğumlu olan Zsa Zsa Gabor, asıl adı Ja Ja Fabor olan Yahudi asıllı bir Macar kızıdır. 19 yaşında Macaristan güzeli seçilmiştir.

Hitler tehlikesi bütün Avrupa'yı tehdit ederken, ailesi bu kızı kurtarmak için Türkiye'ye göndermek ister ve dostları aracılığıyla, o sırada kapatılmış olan Kadro Dergisi yazarlarından Budapeşte'de bulunan Burhan Asaf Belge (Murat Belge'nin babası) ile 1936 yılında Türkiye'ye yollanır. Ankara'da aynı evde yaşayan çift 1937 yılında da evlenir.

Ankara'da hemen sosyeteye giren Zsa Zsa Gabor, Falih Rıfkı Atay, İsmet ve Mevhibe İnönü ve Atatürk ile tanışır ve yakın dostluklar kurar; adı çeşitli dedikodulara karışır. Bunun üzerine, 1941 yılında dönemin başbakanı Refik Saydam'ın önerisiyle ABD'ye yollanır. Oradayken de Burhan Asaf Belge'den boşanır.

1942'de Conrad Hilton ile evlenir ve bu sırada onun kafasına İstanbul Hilton fikrini soktuğunu belirtir.

Zsa Zsa Gabor, Conrad Hilton ile evliyken ABD Askeri İstihbaratı Genel Kurmay Harp Dairesi'ne Türkiye ilgili bilgiler vermiş ve bu dairenin raporunun aslı ile Türkçe çevirisi Rıfat N. Bali tarafından yayınlanmıştır.

Verdiği bilgilerin çok önemli olmadığı ve Türk ordusunun Türkçü olduğu, ordunun Müttefikler ile Almanlar arasında tercih yapmak zorunda kalırsa Müttefiklerden yana tavır koymasının muhtemel göründüğü, gizli polisin güçlü olduğu, Panİslamism tehlikesinin pek görülmediği, Alman nüfuzusun ülkeye sızmak istediği, İnönü'nün duruma hakim olduğu gibi genel ifadeler dışında pek bir değer taşımadığı görülmektedir.

* * *

Şimdi olayın Soğuk Savaş bölümüne bakalım:

Conrad Hilton 19 Aralık 1950 tarihinde, Türk Hükümetiyle, İstanbul'da 300 odalı bir Hilton oteli inşaatı için 5 milyon dolara anlaşıldığını açıkladı.

Aslında Hilton otelleri projesi, Marshall Yardımı çerçevesinde ABD'nin Ekonomik İşbirliği Yönetimi (Economik Cooperation Administration) ECA tarafından desteklenen Avrupa'da kurulacak 50 milyon dolarlık çok otelli büyük bir projeydi. İşletme sermayesi sağlamasının ve otelleri yönetmesinin karşılığında karın üçte birini alacak olan Conrad Hilton önce Roma ve İstanbul projelerini açıklamıştı. İstanbul projesinin 1953'te kutlanacak olan Cumhuriyet'in otuzuncu yıl dönümüne yetiştirilmesi hedefleniyordu.

Conrad Hilton'a göre Demir Perde'nin yalnızca 50 km uzağında bulunan İstanbul'da, Sovyetler Birliği'nin varlığı çok yakından hissediliyordu.

Amerikan hükümeti, Hilton İstanbul'un hayata geçmesini, Türkiye'nin Batı ittifakının içinde yer almasının somut bir simgesi olarak görüyordu.

Bu arada elbette, Sovyetler Birliği de boş durmuyordu. Hilton International Başkan Yardımcısı W. Houser, Conrad Hilton'a gönderdiği 23 Haziran 1951 tarihli bir mektupta, ABD'nin Hilton önerisine karşı Sovyetler Birliği'nin İstanbul'da Waldorf-Astoria benzeri 1.000 yataklı devasa bir otel inşa etmek için girişimlere başladığını bildiriyor ve yandaki masada Moskova'dan gelen otel çizimlerini gördüğünü aktarıyordu. Hilton, Soğuk Savaş'ın enönemli rekabet unsurlarından biri haline gelmişti.

Tüm bu gelişmeler, Hilton'un Porto Riko ve İspanya'dan sonra ABD dışındaki üçüncü otelini niçin İstanbul'da açtığını da açıklıyordu.

Türk Hükümeti ile Hilton otelleri arasındaki ön protokol 15 Aralık 1950 tarihinde, asıl sözleşme ise 9 Ağustos 1951 tarihinde imzalandı

Yatırımın 3 milyon doları Emekli sandığı 2vmilyon doları ise ECA tarafından karşılanacaktı. Hilton otelin işletme hakkını yirmi yıl süreyle almıştı.

Bir ABD şirketi tarafından çizilen planlar ve inşaat konusunda ünlü mimarımız Sedat Hakkı Eldem danışmanlık yapıyordu.

Celal Bayar'ın "Türkiye'yi küçük Amerika yapacağız" dediği, Menderes'in İstanbul'da, parmağıyla işaret ettiği doğrultudaki bütün binaların yıkılmasını emrettiği yıllardı. Conrad Hilton ve adamları İstanbul'un akciğerine dikmek istiyorlardı Hilton Oteli biçimindeki yeni Amerikan bayrağını.

İstanbul İmar Müdürü Ermeni asıllı bir vatandaştı. Buna karşı çıktı: Hem doğa katliamını hazmedemiyordu, hem de o yeşil alan eski bir Ermeni mezarlığıydı. Elbette kimse onu dinlemedi. Onun üzerine hem istifa etti, hem de dava açtı; ama sonuç değişmeyecek, İstanbul'un akciğerine dikdörtgen biçimli kaba hançer acımasızca saplanacaktı.

* * *

Otelin inşaatını biz Çengelköy'ün tepelerinden, Vahdettin'in köşkünden içimiz kanayarak seyrediyorduk.

Güzelim İstanbul siluetinin ortasında beyaz kocaman bir dikdörtgen bina yükseliyordu.

İleriki yıllarda bu dikdörtgenin yanına bir dikdörtgen daha eklenecek ve İstanbul'un akciğerine saplanan hançer iyice belirginleşecekti.

Otel gayri resmi olarak 20 Mayıs, resmi olarak da 10 Haziran 1955'te açıldı.

Açılışa Terry Moore, Olivia de Havilland, Mona Freeman, Irene Dunne, Sonja Henie, Merle Oberon, Ann Miller gibi ünlü yıldızlar katılmıştı.

Özellikle Terry Moore'un, İlhan Demirel tarafından çekilen ve ayağında iç çamaşırı olmadığını gösteren fotoğrafı Milliyet'te yayınlanınca, büyük olay olmuştu. Sonradan negatifi Milliyet'in sahibi Ercüment Karacan tarafından Terry Moore'a verilen bu fotoğrafın orjinalinden yapılan baskılarının elden ele dolaştığı ve hatta belediyede iş görmek için rüşvet olarak bile kullanıldığı medyaya yansıyan dedikodulardandı.

Hilton Oteli'nin açılışı sadece İstanbul Sosyetesinin değil, benim ve Şişli Terakki'deki sınıf arkadaşlarımızın hayatını bile etkilemişti:

Sınıf arkadaşımız 416 Osman Diper'in (ünlü ve değerli tiyatrocu Zafer Diper'in ağabeyi) babası Avni Diper otelin personel müdürüydü. Osman'ın sayesinde sık sık otele gider hem çay filan içer, hem de kışın dondurulan havuzunun üzerinde buz pateni yapan kızları seyrederdik. Hatta bazen kız arkadaşlarımıza hava atmak için, hafta sonlarında orada randevu verdiğimiz bile olurdu.

* * *

Bugün nefes alınamaz hale getirilen güzel İstanbulumuzun yağmalanma öyküsü işte böyle başlamıştı...

Canlı bir tanığı olarak kayda geçirmek istedim.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 15 Temmuz 2019

Valid HTML 4.01 Transitional