Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

BAVUL DERGİ, EKİM 2018

 

EMRE KONGAR

 

EKİM 2018, KARA TREN NOSTALJİSİ
 

Geçmişin anımsanması...

Buruk bir mutluluk ve çelişkili nostaljik duygular:

Dünya gailesinden habersiz mutlu çocukluk...

Yitirilmiş büyüklerin kaybedilme acıları...

Tatlı dostlukların sisli sıcaklıkları...

İncir çekirdeğini doldurmayan kavgaların gecikmiş pişmanlıkları...

* * *

Bazen bir ses...

Bazen bir görüntü...

Bazen bir koku...

Bazen bir renk...

Bazen bir fotoğraf...

Bazen bir cisim...

Bazen bir isim...

Bazen bir yüz...

Bazen bir olay...

Bazen bir duygu...

Bazen de bunların hepsini taşıyan bir KARA TREN!

* * *

Evet biliyorum, KARA TREN artık yok:

Çocukluğumun, çuf çuf eden, bacasından siyah duman, tekerleklerinden fıs fıs beyaz buhar çıkaran lokomotifler sadece müzelerde...

Koltuklarında yeni yetme aşkların heyecanıyla seyahat ettiğim vagonlar, hizmet dışı bırakılan Haydarpaşa Gar binasında, kitap fuarlarına ev sahipliği yapıyor.

Ama olsun, o Kara Tren'in sesi, kokusu, tıkırtısı...

Sadece varacağı yerde kavuşacaklarımın heyecanı değil, yolculuk sırasında yaşadıklarımın keyfi hâlâ zihnimde ve kalbimde!

* * *

Kara tren, Anadolu beldeleri için eğlenceli bir olaydı:

İstanbul'dan, Ankara'dan gelen trenlerin saatinde istasyonlar hem karşılayıcılar hem de gezmeye çıkanlarca dolardı.

Elbette, benzer kalabalıklar, İstanbul'a, Ankara'ya gidecek trenler geçerken de toplanırdı; karşılayıcıların yerini uğurlayıcılar almış olarak.

İstanbul'da iki başlangıç istasyonu vardı:

Biri, Batı'ya, Trakya'ya, oradan da Avrupa'ya giden trenlerin kalktığı Sirkeci İstasyonu...

Öteki, Doğu'ya Anadolu'ya giden trenlerin hareket ettiği Haydarpaşa Garı idi.

Batılılar Sirkeci Garı'nı daha iyi bilir, çünkü İstanbul-Paris arasında sefer yapan ve sonradan Simplon Ekspresi adını olan ünlü "Şark Ekspresi" bu Gar'a gelir ve buradan kalkardı.

1883'de seferlerine başlayan treni Vagon-Li şirketi işletirdi. Aynı şirket İstanbul'a gelen yolcularının konaklamaları için Pera Palas'ı da satın almıştı. Benim çocukluğumda, yataklı trenlerin restoran vagonlarını da bu şirket işletirdi.

Şark Ekspresi (Orient Express), ünlü polisiye romanlar yazarı Agatha Christie'nin, sonradan filme de alınacak olan, "Şark Ekspresinde Cinayet" isimli kitabının 1934 yılında yayınlanmasıyla unutulmayacak kültürel simgeler arasına girmiştir.

Bir tarihi önemi de, bazı uluslararası antlaşmaların bu trenin bir vagonunda imzalanmış olmasından kaynaklanır.

* * *

Sirkeci ve Haydarpaşa Gar binaları önemli birer mimari eserdir. Sirkeci Gar binası her ne kadar sonradan yapılan çirkin ilavelerle oldukça gölgelenmişse de, Haydarpaşa Gar binası, bütün yağma teşebbüslerine karşın, olanca haşmetiyle Kadıköy kıyılarını süslemeye devam etmektedir.

Hem uluslararası hem de ulusal önemlerine ek olarak her iki istasyon da, İstanbulluların günlük yaşamlarında vazgeçilmez yerlere sahipti.

İstanbul içindeki ulaşım için kullanılan trenlere "Banliyö Treni" denilirdi.

Biri Sirkeci-Halkalı, öteki Haydarpaşa-Pendik arasında olmak üzere iki banliyö hattı vardı.

Yaklaşık 50 dakika süren Sirkeci-Halkalı Banliyö Hattı'nın istasyonları şöyleydi:

Sirkeci, Cankurtaran, Kumkapı, Yenikapı, Kocamustafapaşa (Samatya), Yedikule, Kazlıçeşme, Zeytinburnu, Yenimahalle, Bakırköy, Ataköy, Yeşilyurt, Yeşilköy, Florya, Menekşe, Küçükçekmece, Soğuksu, Kanarya, Halkalı.

Bizim evimiz Çarşıkapı'da olduğu için kimi zaman Sirkeci'ye gitmek yerine, evden çıkıp, hemen yokuş aşağı inerek ulaştığımız Kumkapı istasyonundan binerdik trene.

Sirkeci-Halkalı treninin benim için anlamı, Yenimahalle/Bakırköy'de oturan Hayriye teyzemlere gitmekti.

Bir Mısri şeyhi olan Muammer eniştemle Adana'daki bir Amerikan okulunda hocalık da yapmış olan Hayriye teyzem, Yenimahalle'de ahşap bir konakta otururlardı. İstanbul'daki 1953 zelzelesi ben bu konaktayken meydana gelmiş, avizeler sağa sola sallanırken, bütün konak çatır çatır çatırdamıştı.

Yaklaşık 45 dakika kadar süren Haydarpaşa-Pendik Banliyö Treni ise, Kartal'da oturan Arnavutluk kökenli Babaannem'e gidiş geliş anlamı taşırdı.

Bu trenin istasyonları da şunlardı:

Haydarpaşa, Söğütlüçeşme, Kızıltoprak, Feneryolu, Göztepe, Erenköy, Suadiye, Bostancı, Küçükyalı, İdealtepe, Süreyya Plajı (yazları gerçekten plajda yüzen insanları görürdük), Maltepe, Cevizli (Dragos), Kartal, Yunus, Pendik.

Her bayramın birinci günü, Karaköy'deki Kadıköy-Haydarpaşa iskelesinden, tren saatlerine göre düzenlenmiş olan vapurlarından uygun olanına biner, Haydarpaşa'da inilince, oturacak iyi bir yer bulmak için trene doğru koşmaya başlardık.

"İyi bir yer bulmak" benim için çok önemliydi, çünkü bütün taşıt araçları gibi tren de beni tutardı. Bu nedenle yüzüm gidiş yönüne doğru oturabileceğim bir yer arardık.

Gar kapısından girer girmez, Banliyö Treni'nin hangi perondan kalktığını yazan işareti bulmak gerekirdi. Genellikle ilk gelenler bunu bulup, yollarını ona göre belirlediklerinden, hızla yürüyen kalabalıkla birlikte gitmek sorunu çözerdi.

* * *

Tren yolculuklarında en sevdiğim şey, tren yoluna bakan evlerdeki insanların pencerelerden veya bahçelerden bize bakmasıydı.

Ben onlara el sallardım, onlar da bana karşılık verirlerdi:

"Kara Tren Nostaljisi" benim için böyle bir şeydir işte:

Çocukluk aşklarıma ek olarak (bunları anlatmamı beklemeyin) bayram gezmeleri ve insanlarla kurulan sevgi bağının başlangıcı olarak selamlaşma!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 15 Temmuz 2019

Valid HTML 4.01 Transitional