Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

BAVUL DERGİ, MAYIS 2018

 

EMRE KONGAR

 

İLK DARBE VE KUTLANAMAYAN 19 MAYIS
 

Sevgili okurlarım, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nın ilginç bir öyküsü vardır:

Bu bayram, doğduğu gün kesin olarak bilinmeyen Atatürk'ün, "Benim doğum tarihim olarak kabul edebilirsiniz" dediği, Samsun'a çıktığı ve dolayısıyla İstiklâl Savaşı'nı başlattığı tarihin kutlanması için ilan edilmiştir.

Cumhuriyet dönemi bayramları içinde en geç kabul edilendir.

20 Haziran 1938'de "Gençlik ve Spor bayramı" adı ile milli bayramlarımız arasına katılmıştır.

İlginç bir biçimde, bütün haksızlık, hukuksuzluk ve anti demokratik uygulamaları Atatürk adına yaptıklarını iddia eden, ama aslında "Kemalizm'i Kenanizm olarak saptıran" ve anayasaya din dersini zorunlu ders olarak koydurarak Atatürk'e en büyük ihaneti sergileyen 12 Eylül darbecileri, bu bayramın adına, 7 Mart 1981'de de "Atatürk'ü anma" ibaresini de eklemişler ve böylece ismi, "Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı" olmuştur.

* * *

1950'li yıllarda, bu bayramın hazırlıkları okullarda çok önceden başlardı:

Cimnastik hocalarımız, ders yılı başlar başlamaz geçit resmine katılacak olanları ve en önemlisi de, okul bayrağını ve Türk bayrağını taşıyacak olan arkadaşlarımızı seçerler, onları hepimizden çok çalıştırırlardı.

Törende görevlendirilmemişsek, bazen, Dolmabahçe stadında Kuleli Askeri Lisesi ve Deniz Harp Okulu öğrencilerinin gösterilerine gider, onların insanlardan oluşan piramitleri kurmalarını ve yaptıkları öteki akrobatik hareketleri hayranlıkla izlerdik.

Günün ilk yarısında, Taksim Meydanı'ndaki ve İstiklâl Caddesi'ndeki törenler bitince, o gün ve ertesi gün okul tatil olduğu için, öğleden sonra ve ertesi gün arkadaşlarla buluşur, sinemaya veya evde verilen partilere giderdik...

Yani doya doya, tam bir bayram yaşardık.

* * *

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı tarihte ilk ve son kez, 1960 yılında yasaklandı:

Çünkü iktidara gelmesini Çok Partili Rejime borçlu olan Demokrat Parti Demokratik Rejimi geliştireceğine onu geriletmişti. Bu nedenle de toplumda, özellikle de gençlikte büyük bir tepki oluşmuştu.

Bu tepkiler, Çok Partili Rejim'in ilk darbesi olan, Demokrat Parti'nin "Tahkikat Encümeni Darbesiyle" ayyuka çıkmıştı.

Bu satırları okuyanlar, kendilerine öğretilen tarih yanlış ve eksik olduğu için, Çok Partili Rejim'in ilk darbesini 27 Mayıs 1960 askeri darbesi sanabilirler.

Oysa bu bilgi yanlıştır: Çok Partili Rejim'in ilk darbesi, Demokrat Parti'nin Anayasa'ya aykırı olarak Meclis'te kurduğu "Tahkikat Encümeni" ile yaptığı sivil darbedir.

Demokrat Parti, iktidara geldiği 1950 yılından beri, demokrasiyi geliştirmek yerine geriletmiş, demokrasiyi kuracak ve koruyacak olan yeni sınıflar özellikle de işçi sınıfı henüz gelişmemiş olduğu için, toprak ağaları ve köylülerden oluşan seçmenleri sayesinde bir süre başarılı da olmuştu.

Fakat 1957 seçimlerinde yüzde 50'nin altına düşmüş, bu nedenle de 1961'de yapılacak olan seçimlere gitmeden önce muhalif basını susturmak ve CHP'yi kapatmak için bir "Tahkikat Encümeni" kurmuştu.

15 milletvekilinden oluşan bu "Encümene" hem savcı hem yargıç yetkileri vermiş, hem sivil hem de askeri mahkemelerin yetkileriyle donatmıştı: Yani bu "Encümen" hem generalleri, hem de valileri yargılayabilecek, hem suçlayacak hem de mahkûm edebilecekti. Üstelik kararları kesindi, temyiz hakkı yoktu.

Görevi ise Demokrat Parti'nin niyetini açıkça ortaya koyuyordu: "Basının ve muhalefetin rejim aleyhtarı faaliyetlerini tahkik etmek!"

"Encümen" 18 Nisan 1960 tarihinde kurulmuş, yetki yasası 27 Nisan'da kabul edilmişti.

Bu "Anayasal Sivil Darbe" üzerine İstanbul Üniversitesi'ndeki öğrenciler 28 Nisan günü gösteri yapmaya başlamış, polis bu gösterileri şiddet kullanarak bastırmış, öğrencileri korumak isteyen Rektör Prof. Sıddık Sami Onar, yerlerde sürüklenmiş, öğrenci Turan Emeksiz öldürülmüş ve ülkede sıkıyönetim ilan edilmişti.

29 Nisan günü Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Ankara Hukuk Fakültesi öğrencileri de fakülte bahçelerinde protesto gösterileri yapmaya başlamış, bu gösteriler, Siyasal Bilgiler Fakültesi binasına Korgeneral Namık Argüç'ün emriyle açılan ateş ve fakülte binasının Ankara Emniyet Müdürü Niyazi Bicioğlu emrindeki polislerce ateş edilerek basılması sonucunda dağıtılmıştı.

Bütün üniversiteler tatil edilmiş öğrenciler, evlerine, "memleketlerine" yollanmıştı.

Ankara'nın Kızılay semtinde 555 K (Beşinci ayın beşinci günü saat beşte Kızılay'da) sloganıyla 5 Mayıs'ta halk ve gençler Demokrat Parti iktidarını protesto etmiş, 21 Mayıs'ta Harp Okulu öğrencileri Ankara'da sessiz bir yürüyüş yapmışlardı.

Menderes'in "Tahkikat Encümeni Sivil Darbesine" karşı olan 27 Mayıs askeri darbesi geliyordu.

İşte 19 Mayıs bayramı kutlamaları, bu ortam içinde, hükümet aleyhtarı gösterilere dönüşür korkusuyla, Demokrat Parti iktidarı tarafından 1960 yılında yasaklamıştı.

* * *

Ben de İstanbullu olarak Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin fakülte binasına bitişik olan öğrenci yurdunda kalıyordum. Sıkıyönetim fakülteleri tatil edip bütün öğrencilerin "memleketlerine" dönmelerini emredince, İstanbullu arkadaşlarla birlikte, üçüncü sınıf tren biletleriyle, bagaj raflarında nöbetleşe uyuyarak İstanbul'a dönmüştük.

1960 yılının 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı'nı, Şişli Terakki'den Türkçe Hocam olan İzgen Öksüzcü Bengü ve Nazım Hikmet'in üvey oğlu olan eşi Memet Fuat ile, Piraye Hanımın Köşkünde, "Ne olacak memleketin bu hali?" diye sohbet ederek geçirmiştim.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 25 Mart 2019

Valid HTML 4.01 Transitional