Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

BAVUL DERGİ, NİSAN 2018

 

EMRE KONGAR

 

FLORYA'DA BİR YAZ AŞKI ÖYKÜSÜ
 

1958 yılı Ağustos ayı:

İstanbul'un henüz yağmaya ve kirliliğe teslim olmadığı dönem...

Akciğerine ilk hançeri Hilton Oteli ile yemiş olan kent, bu darbeye karşı bütün ihtişamı ile direniyor.

Sarıyer'de "Deniz Banyosu" denilen Beyaz Park, Tarabya'da beton üstünde güneşlenilen plaj ve Anadolu yakasında Küçüksu plajı, yazları insanların yüzmek ve güneşlenmek için akın akın gittikleri yerler.

Bakırköy'de her yerde ve özellikle de Ataköy plajında denize giriliyor...

Florya, enfes kumu ve temiz denizi ile halkın, yüzmek için en çok tercih ettiği yerlerden biri...

Büyükçekmece'ye ailecek piknik yapmaya gittiğimiz ve hindiba topladığımız yıllar.

* * *

Florya'da Belediye'in "kampingi" var:

"Kamping" dediysem, halk orayı öyle andığı için...

Yoksa, treylerle gelinen ve park edilen klasik bir kamp alanı değil!

Bir hat üzerinde, hafif hilalimsi bir eğimle dizilmiş tek odalardan oluşan bir motel.

Odaların ilerisinde, tam deniz üstünde, motelin lokantası var; aynı zamanda sosyal tesis:

İnsanlar sadece yemek yemek için değil, iskambil ve tavla oynamak, sohbet etmek için de oraya gidiyorlar.

Geceleri dans müziği de çalınıyor...

Lokantanın önünde, denizin üzerinde beton bir dans pisti var, gençler orada dans ediyorlar; kimi şortlu, kimi mayolu!

Odalar belediye tarafından 15 günlük devrelerle kiraya veriliyor.

Oldukça da ucuz.

Biz ilk kez annemle gitmiştik 1957 yazında.

* * *

1958 yılı Ağustos ayında, Şişli Terakki'deki en samimi arkadaşım (galiba moda oldu şimdi, BFF diyorlar) Savaş Tarman'ın annesi bir oda kiralamıştı bizim için.

İki arkadaş kendi başımıza buyruk, keyif yapıyoruz:

Deniz, kum, güneş, kızlar; ekmek elden su gölden, günümüzü gün ediyoruz.

Ağustos ayı, İstanbul'da kimi zaman bulutlu geçiyor, kimi zaman da yağmurlu; ama deniz suyu ılık...

Yağmurda denize girmenin, üzerimize yağmur yağarken yüzmenin tadını çıkarıyoruz.

Akşamları da yemekten sonra, zaten çoktan çalmaya başlamış olan dans müziği ile, arkadaşlarla deniz üstündeki beton pistte dans eder gibi sallanıyoruz...

Gençliğin savurganlığı ve vurdumduymazlığı içinde çoğunlukla giyinmiyoruz bile, mayolarımızla gidiyoruz restorana ve elbette dans pistine de mayolarımızla çıkıyoruz.

* * *

İlk günlerin yabancılık duygularını üstümüzden atınca, komşularla ahbaplıklar, dostluklar kurmaya başlamışız; ikimizin de birer kız arkadaşı olmuş...

Hepimiz sürenin sınırlı olduğunu biliyoruz...

Hiçbirimiz, 15 günlük devre bittikten sonra bir daha görüşüp görüşemeyeceğimizi bilemiyoruz...

Belki de o nedenle ilişkiler çok hızlı gelişiyor ve yoğunlaşıyor:

Gençlik işte: Her şeyi çok hızlı ve sonuna kadar yaşamak marifet sayılıyor.

Hem Savaş'ın, hem benim, aslında, okulda birer kız arkadaşımız daha var.

Benim kız arkadaşımın annesi, kızıyla arkadaşlık etmemi istemiyor, ama biz gizli gizli buluşuyoruz, mutluyuz...

Savaş'ın ilişkisi inişli çıkışlı, bir ayrılıyor, bir barışıyorlar; bunalımlı ama büyük bir aşk.

Florya'daki 15 günlük geçici bir "kamp" döneminde edindiğimiz yeni kız arkadaşlarla ilişkilerimiz bu nedenle biraz garip:

Savaş okuldaki kız arkadaşıyla yine kavgalı; bu nedenle, hemen, sanki kırk yıllık sevgililermiş gibi geliştirmiş yeni ilişkiyi...

Geceleri kumsalda kayboluyorlar yeni arkadaşıyla birlikte.

Onun kız arkadaşı ile benim kız arkadaşım da birbirleriyle arkadaş; herhalde o kız, Savaş'la yaşadıklarını benim kız arkadaşıma anlatıyor.

Benim kız arkadaşım çok entellektüel, sürekli kültürel konularda sohbet ediyoruz; aklım okuldaki kız arkadaşımda olduğu için, ilişkiyi bir tür "entellektüel düzeyde" tutmak benim de işime geliyor.

* * *

Bir gece yemekten sonra yine beton pistin üzerinde dans ediyoruz.

Birden bire hoparlörden "I found my love in Portofino" şarkısının melodisi yükseliyor...

Bütün aşıkların kalbini hoplatan, o yılların moda şarkısı!

Arkadaşımla birbirimize biraz daha sıkı sarılıyoruz...

Deniz üstünde beton bir dans pistinde, denizin sesine karışan müziğin sesi, gecenin romantizmini iyice ateşliyor...

Şarkı ve dans bitince, yeni şarkı başlamadan kız arkadaşım, "Hadi" diyor, "Biz de sahile kumsala gidelim!"

(Siyahla vurguladığım "de" önemli; "Onların örneğini izleyelim" demek istediği izlenimi veriyor)

"Herhalde" , diyorum, "Savaş'la birlikte derinliğine bir yaz aşkı yaşayan arkadaşının anlattıklarından esinlenmiş, beni dalgaların okşadığı kumsalın karanlıklarına götürmek istiyor".

Büyük bir hevesle ben de "Hadi!" diyorum ve el ele tutuşmuş bir biçimde kumsala koşturuyoruz.

* * *

Belki anıyı burada kesmek ve sonunu sevgili okurlarımın düş gücüne bırakmak gerek...

O zaman herkes gençlikte yaşanan bu yaz aşkı öyküsünü kendine uygun, mutlu bir biçimde sonlandırır.

Ama içimdeki o hınzır "kendinle matrak geçmek duygusu" izin vermiyor ve öykünün sonunu değerli okurlarımla paylaşmaktan kendimi alamıyorum:

O gece kumsalda sabaha kadar "Dil Devrimi'nin kültürümüze olan etkilerini" konuşuyoruz!

(Yoksa kendimle dalga geçmek uğruna, öykünün sonunun çarpıttım da, aslında o sahilde çok daha romantik bir olay mı yaşandı o gece; bunu hiç bilemeyeceksiniz!)


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 20 Mayıs 2019

Valid HTML 4.01 Transitional