Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

BAVUL DERGİ, OCAK 2018

 

EMRE KONGAR

 

NAZIM HİKMET'İN GELİNİ İZGEN ÖKSÜZCÜ İLE...
 

Öğretmenlerim arasında, hem kişiliğimi hem de düşünce yapımı etkilemiş olan pek çok kişi vardır.

Bunların önemli bir bölümü, Siyasal Bilgiler Fakültesindeki hocalarımdır.

Ama aralarında ilk ve orta okul ile liseden de unutamadığım birkaç öğretmenim var:

Bunların başında da ortaokuldaki Türkçe öğretmenim İzgen Öksüzcü Bengü gelir.

İzgen hanım, ortaokulda üç yıl boyunca bizim Türkçe öğretmenliğimizi yapmıştı.

İlk Öztürkçe "Arı Dil" bilincimi ondan almıştım.

* * *

Bir kompozisyon ödevinde, ailemizden birini yazmamızı istemiş, onun da hocası olmuş olan babamı anlattığım ödevimi, yaptığı düzeltmelerle adeta kıpkırmızı kesilmiş biçimde, ama 10 numara vererek iade etmişti:

Kırmızı kalemle düzelttiği kelimeler, eskilerinin üzerlerini çizerek yeni Türkçe karşılıklarını yazdığı sözcüklerdi.

Sanıyorum, Milli Eğitim Bakanlığı'nın klasiklerini okuyarak geliştirdiğim Türkçem, yeni Öztürkçe sözcükler yerine eski alışılmış kelimelerden oluştuğu için, ifademi çok beğenmiş ama kullandığım sözcükleri düzeltmek gereksinmesi duymuştu.

O günden sonra, yeni Türkçe sözcükler kullanmaya özen göstermeye başlamıştım.

1977 yılında Türk Dil Kurumu Bilim Ödülü'nü almamı onun verdiği dil bilincine borçlu olduğumu düşünüyorum.

* * *

İzgen Hanım öğrencilerine çok yakınlık gösteren, onlarla arkadaş olan bir öğretmendi.

Bize bir yandan Öztürkçe bilinci aşılamaya, Yaşar Kemal gibi yazarları tanıtmaya çalışır, öte yandan her türlü sorunumuzla ilgilenirdi.

Onu kendimize o denli yakın hissederdik ki, bir Cumartesi günü için, arkadaşlarla birlikte, o sıralarda yeni açılan Yeni Melek sinemasına, 14 seansına film izlemeye davet etmiştik.

"İşim var diyerek" reddetmişti.

Seneler sonra, Ankara'da, Siyasal Bilgiler Fakültesinde okurken, Tahkikat Encümeni yasasını protesto eden öğrenci eylemleri dolayısıyla üniversitelerin kapatılıp öğrencilerin "memleketlerine" yollandığı 28-29 Nisan 1960 olayları sonrasında İstanbul'a gelince, bir yandan Derby Lastik Fabrikası'nda işçi olarak çalışmaya, bir yandan da onu ve o sırada tanıştığım eşi Mehmet Fuat'ı, Piraye'nin Altunizade'deki köşkünde sık sık ziyaret etmeye başlamıştım.

Türkiye'nin içinde bulunduğu diktatörlüğe gidiş sürecini, benim henüz başında olduğum hayat serüvenini, gelecek günlerin ülkeye ve insanlara neler getireceğini, İzgen Hanım ve Memet Fuat'la konuşmak, tartışmak, fikirlerini öğrenmek, onların bilgi ve deneyim dolu yorumlarını dinlemek beni müthiş rahatlatıyordu.

Mehmet Fuat'ın da mahalledeki gençlerle yaptığı spor ve sanat etkinliklerini anlattığı ve konuşmalarımıza bilgece katkılarda bulunduğu dertleşmelerimizden birinde, İzgen Hanım, yıllar önceki sinema davetimizi anımsatmış ve "Keşke kabul etseydim" diyerek pişmanlığını dile getirmişti.

* * *

İzgen Hanım'ın "Piraye abla" dediği Piraye'nin Altunizade'deki köşkündeki sohbetlerimiz çok uzun sürmedi:

27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi oldu ve üniversiteler açıldı, ben de Ankara'ya Siyasal Bilgiler Fakültesi birinci sınıftaki öğrenciliğime geri döndüm.

Fakülte sırasında kışları Ankara'da olduğum, yazları da genellikle Türkiye'nin çeşitli yerlerinde yapılan araştırma projelerinde çalıştığım için, şimdi büyük bir pişmanlıkla ifade edeyim ki, İzgen Hanım ve Memet Fuat ile ilişkiyi sürdüremedim.

Mezun olduktan sonra da hemen Birleşmiş Milletler bursu ile A.B.D.'ye, Michigan Üniversitesi'ne gittiğim ve Türkiye'ye döndükten sonra da yine Ankara'da Hacettepe Üniversitesi'ne girdiğim için ne yazık ki, bu kopukluk devam etti.

Ama Memet Fuat'ın gerek yazar, gerekse dergi ve yayınevi yöneticisi olarak edebiyatımıza yaptığı katıkları hep yakından izledim.

Kültür Bakanlığı Müsteşarı olunca da elbette, derhal İzgen Hanım'ı ve Memet Fuat'ı ziyaret edip, bir hizmetim olup olamayacağını sormak istedim ve büyük bir üzüntüyle İzgen Hanım'ın, bir ameliyat sonrasında 1990 yılında aramızdan ayrıldığını öğrendim.

İstanbul'da görüşmek istediğimde, Memet Fuat evini tercih etmedi, benimle Altunizade Kültür Merkezi'nde buluştu.

Kendisine ve İzgen Hanım'a büyük saygı ve sevgimi belirtmeye çalıştım ama bu satırları yazarken, hâlâ sanki kendimi yeterince ifade edememiş olduğum gibi buruk bir duygu var içimde.

* * *

Kişiliğimin ve düşünce yapımın yoğrulmasında bana büyük katkılarda bulunmuş öğretmenlerimin başında gelen İzgen Öksüzcü Bengü'yü ve değerli eşi, Piraye'nin öz, Nazım Hikmet'in üvey oğlu Memet Fuat Bengü'yü, saygıyla, özlemle ve onlara karşı görevlerimi sanki yeterince yerine getirememiş gibi olmamın yarattığı bir yetersizlik duygusuyla anıyorum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 21 Ocak 2019

Valid HTML 4.01 Transitional