Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

BAVUL DERGİ, KASIM 2017

 

EMRE KONGAR

 

BEYAZIT MEYDANI'NDA MAYTAP KOŞTURMAK ÖZLEMİ
 

Zalimler meydanları sevmezler...

Çünkü bir kentin meydanları, halkın nefes aldığı, serbestçe yaşadığı, kendini özgürce ifade ettiği mekanlardır:

Havuzlar, fıskiyeler, çiçekler, heykeller, lokantalar, kaldırım kafeleri, doğa ile insanların iç içe, uyum içinde yaşadıkları güzellikleri simgeler.

Çağdaş kentler meydanları ile anılır:

İstanbul denilince de eskiden akla Beyazıt ve Taksim meydanları gelirdi.

(Eminönü ve Karaköy kusura bakmasınlar, onları da bir başka yazıda "Köprü bağlamında anmak niyetindeyim.)

* * *

Bavul okurları artık öğrenmişlerdir; ben Beyazıt Meydanı'na komşu bir evde, Çarşıkapı'da doğdum, büyüdüm.

23 Nisan, 19 Mayıs, 29 Ekim gibi milli bayramlarda, gece Beyazıt Meydanı'na giderdik.

Ortadaki havuzun fıskiyelerden fışkıran sular, bu suları aydınlatan ışıkların görsel şöleni, bana evrenin sonsuz devinimini anımsatan büyülü bir dans gibi gelirdi.

(Ey okur, bu son cümledeki "evrenin sonsuz devinimini anımsatan büyülü dans" ifadesi sana o yaşlardaki bir çocuk için fazla süslü ve bugünkü bilincimden kurgulanarak oraya montajlanmış bir yama gibi gelmesin. O sıralarda Refik Erduran'ın kurduğu Çağlayan Yayınevi'nin 1 liralık kitaplar arasında yayınladığı on ciltlik hayal bilim (yaygın kullanılışıyla "bilim kurgu") kitaplarını okuyup, ağabeyimle tartışarak, bir atomun yapısıyla, güneş sistemimizin yapısının aynı olduğunu keşfetmiş ve "mikro kozmoz"-"makro kozmoz" spekülasyonlarına başlamıştım.)

Aslında evimiz ana cadde üzerinde olduğu ve ben de üçüncü sınıftan başlayarak yatılı okula gittiğim için mahallede fazla arkadaşım yoktu ve sokakta çok oynamazdım. Sadece evin yanındaki Sinekli Medrese Sokağı'nda birlikte topaç çevirdiğimiz Tacettin'i anımsıyorum. Kimin topacı daha uzun süre dönecek diye iddialaşırdık. (Yıllar sonra Christopher Nolan'ın yazdığı ve yönettiği, Leonardo DiCaprio, Joseph Gordon-Levitt ve Ellen Page'in oynadığı Inception, Başlangıç adlı filmi izlerken sonsuza kadar dönen bir topaç simgesiyle yeniden çocukluğuma geri gitmiş ve bu nedenle de filmi çok sevmiştim.)

Çarşıkapı'daki "sokak deneyimim" daha çok aileyle birlikte gittiğim Beyazıt Meydanı'yla ve o meydandaki havuzun etrafında, elimde maytap, naralar atarak yaptığım koşularla sınırlıydı.

Bu anlamda Beyazıt Meydanı ve o meydandaki havuz, benim için, hem bayram sevincinin hem de sokakta bağırarak koşturmanın, yani özgürlüğün simgesiydi.

* * *

Beyazıt Meydanı elbette sadece bir "Meydan" değildi.

Hemen yanı başındaki "Küllük Kahvesi", babamın da içinde bulunduğu, dönemin entelektüellerinin toplandığı, briç, prafa oynadığı, sohbet ettiği bir mekandı.

Beyazıt Meydanı babam için "Küllük" demekti ama benim için sadece bayramlarda etrafında maytap yakıp koşulan sevinç ve özgürlük simgesi olan bir havuza sahip olmaktan daha derin ve gizemli bir anlamı daha vardı:

Eski kitapçıların bulunduğu sahaflara buradan girilir, sahaflardan da Kapalı Çarşının o zamanlar bana gizli bir labirent gibi gelen koridorlarına geçilirdi.

Bu koridorların bağlı olduğu çarşının ana caddesinin bir kapısının da bizim Pekit Evi'in tam karşısına çıkan bir sokağa açıldığını söylesem, benim çocuk dünyam ile Beyazıt Meydanı arasındaki gizemli bütünsel ilişki daha iyi anlaşılabilir sanırım.

Sahafların tozlu raflarında Amerikan Kütüphanesi tarafından kapak sayfalarının üstleri yırtılarak ıskartaya çıkarılmış ve atılmış Captain Marvel çizgi romanlarını toplardım. Bunlar sayesinde üçüncü sınıfta başlayan İngilizce derslerinde arkadaşlarımın çok önüne geçmiştim.

Kapalı çarşının girift koridorlarında ise annemle birlikte el ele dolaşmanın keyfine doyamazdım.

Unutmadan ekleyeyim; buradaki yazılarımda sözünü ettiğim "Sariko"nun da olduğu ünlü Mahmutpaşa yokuşuna da Kapalı Çarşı'nın kapılarından birinden çıkılırdı.

* * *

Ben Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin sınavını kazanıp Ankara gittiğimde, Beyazıt Meydanı da, Menderes'i iktidara getiren ama kendisinin büyük bir basiretsizlikle yozlaştırıp çöpe attığı Çok Partili Demokrasi deneyimine sahip çıkan İstanbul Üniversitesi hoca ve öğrencilerinin eylem mekanı olmuştu.

Daha sonra dinci siyasetin dışa vurum alanlarından biri haline dönüştü.

Bu arada 1961 Anayasası'nın getirdiği özgürlük ortamında Taksim Meydanı emekçilerin gösteri alanı haline dönüşmüş ve en sonunda da ünlü Gezi Parkı Direnişi ile tarihe geçmişti.

* * *

Halkından korkan zalim politikacılar meydanlarımızı ellerimizden aldılar:

Şimdi artık Beyazıt Meydanı'na "Meydan" demeye bin şahit ister...

Taksim Meydanı, Beyoğlu'nu da tahrip eden bir vandalizm tarafından hâlâ yıkım aşamasında...

Ben ise fıskiyelerinden ışıklı sular fışkıran, etrafında çocukların çığlıklar atarak ellerindeki maytaplarla koşuşturduğu havuzları olan, entellektüellerin sohbet ettiği kafeler, çiçekler ve heykellerle süslenmiş, demokrasi ve özgürlük naralarıyla çınlayan meydanları özlüyorum!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 18 Mart 2019

Valid HTML 4.01 Transitional