Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

BAVUL DERGİ, AĞUSTOS 2017

 

EMRE KONGAR

 

SONSUZLUĞA YÜRÜMEK...
 

İnsan...

Tek başına birey olarak insan...

İktidarın zulmüne karşı DİRENMEK için:

Neye, nereye sığınır?

Ya inanca, ya felsefeye, ya da ikisine birden...

Ya Allah'a, ya İnsanlığa, ya da ikisine birden!

* * *

Ben de azgelişmiş Demokrasiden azgelişmiş Faşizme evrilen bir siyasal sistem içinde VAROLMAYA çalışan bir akademisyen/yazar olarak bütün bu sığınma/savunma mekanizmalarını kullanmaya çalışıyorum.

Hemen belirtmeliyim ki "azgelişmiş Demokrasi" kötü bir şey, ama "azgelişmiş Faşizm" ondan çok daha kötü bir şey!

* * *

"Sonsuzluğa yürüdü" veya "Ebediyete göç etti" gibi sözler, aramızdan ayrılanlar, ölenler için söylenir.

İnsan, evrenin sonsuzluğunda zaten HİÇ olan dünyamızda, 80-90 yıllık yaşamının zamanın sonsuzluğundaki HİÇLİĞİNİ, "Ölümle" "Ebediyet" arasındaki eşlenik ilişkide algılar:

İnsan, ancak ölümle ebedileşir!

* * *

Evrendeki varlığının bilincine varan insan, evren ve zaman sonsuzluklarının katmerli saldırısına karşı bu varlığını korumak için çeşitli modeller icat etmiştir.

Elbette bunların başında semavi dinler gelir:

Evrenin yaratıcısı ve zamanın efendisi Allah/Tanrı, kimi inanca göre Baba-Oğul ve Ruh'tur, kimi inanca göre insan ruhunda da varlığını hissettirir; ama bütün inançlara göre her zaman her yerdedir, her şeye muktedirdir (kadirdir) ve insan öldüğünde ona, onun yarattığı "Öbür Dünya"ya kavuşur.

İnanç, insanın sonsuzluk karşısındaki HİÇLİK duygusunun aşılmasında en önemli araçtır:

Semavi dinler, insan bilincinin, ölümlülüğe direnişini simgeler.

Bu nedenle de ölümsüzdürler.

* * *

Kimi insan ölümlüğe karşı, "Ebediyet" gibi sonsuzluk kavramına değil, daha mütevazı olan, "İnsanlık" kavramına sığınır.

Elbette "insanlık" kavramı da, evrenin ve zamanın sonsuzluğu karşısında bir HİÇTİR.

Malum, sonlu herhangi bir sayıyı sonsuza bölerseniz, sonuç sıfır, yani HİÇ olur:

İnsanlık, zaten evren karşısında bir HİÇ olan dünya üzerinde var olduğu için en başta HİÇLİK ile malûldür.

Kendisi bir HİÇ olan Dünya üzerinde insanlığın varlığı ise en fazla 150 bin yıl gibi son derece küçük bir sayıyla ölçülür.

Üstelik insanlığın, zaten bir HİÇ olan Dünya üzerindeki varlığını daha kaç yıl sürdürebileceği de bilinmiyor...

Ama bildiğimiz iki şey var:

Birincisi, küresel ısınma, bir süre sonra Dünyamızı insanlık için yaşanmaz hale getirecek...

İkincisi, bütün insanlar bugün Amerika ve Kuzey Avrupa düzeyinde tüketim yapmaya başlarsa beş tane daha Dünya'ya gereksinmemiz ortaya çıkıyor.

Sonuç olarak insanlığın geleceği de pek parlak değil...

Bırakın sonsuzluğu, bir kaç bin yıl ile ölçülebilecek bir sürede sona erecek gibi görünüyor.

Dolayısıyla ölümlüğü "insanlığa" sığınarak aşmak isteyenler, "Ebediyete göç edenlere" göre çok daha mütevazı bir beklentiyi simgeliyorlar.

* * *

Ben Allah'ın işine karışmayı pek sevmem:

Beni yanına ne zaman alır; aldığında Araf'ta mı bekletir, Cennet'e mi yollar, Cehennem'e mi atar bilemem; dürüst olduğum için, tüm yaşamımı tamamladıktan sonra giderayak, çok az vaktim kalmışken Tolstoy gibi, bu konularda O'nunla pazarlığa girmek de istemem.

Dolayısıyla, şimdilik zaten HİÇ olan kendi varlığımın ölümlüğünü, insanlığa, hatta daha da mütevazı olarak, insanlığın küçücük bir parçası olan kendi toplumuma sığınarak aşmak istiyorum:

Bütün hayatımı buna adadım:

Para, pul, makam, mansıp benim için önemli değil...

Varsa yoksa üretim, kendi yaşamımı aşacak kitaplar, yazılar, makaleler filan; hep de (bilinçli tercih olarak) Türkçe!

Eşim, övgü mü, yergi mi belli olmayan bir tonlamayla:

"Emre tarihe oynuyor" der benim için...

Galiba ölümlülük sendromuna/tuzağına çok genç yaşta yakalanmışım, umarsızca onu aşmaya çalışıyorum! (İdolümü, ağabeyimi çok genç yaşta aniden yitirmiş olmamın bir etkisi var mı bu tutum ve davranışımda bilmiyorum!)

* * *

Hiç bir zaman bir "Eylem insanı", bir "Aktivist" olmadım, olamadım...

Her zaman bir "Söylem insanı", bir "Yazar" oldum.

Ama bu gerçeklere karşın:

Onbinlerle birlikte yürüdüm!

Hem de yürümeme engel olan en azından dört hastalıkla boğuşarak...

Hem de Allah'ın beni ne zaman yanına çağıracağını kestiremeden ama yakında çağıracağını bilerek:

Adalet için yürüdüm...

Demokrasi için yürüdüm!

* * *

Ölümlülüğü:

Toplum içinde...

İnsanlık içinde...

AŞARAK...

SONSUZLUĞA YÜRÜDÜM!

Siz isterseniz arkamdan "Allah'a yürüdü", "Ebediyete intikal etti" de diyebilirsiniz!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 25 Mart 2019

Valid HTML 4.01 Transitional