Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

BAVUL DERGİ, TEMMUZ 2017

 

EMRE KONGAR

 

YAHYA KEMAL VE SES SANATÇISI EKREM KONGAR'LA AYNI SOFRADA
 

Ben şanslı bir çocuktum...

Çarşıkapı'daki evimiz küçüktü ama ben bu küçük evde çok mutlu bir ortamda ve ne gariptir ki, evin küçüklüğünden dolayı, Yahya Kemal gibi, babamın dostu olan ünlülerin sofrasında büyüdüm:

Zaten hepsi üç odalı evimiz küçük olduğu için, yemeğe misafir geldiğinde, ağabeyimle benim yattığım, yemek masasının da bulunduğu oda, yandaki misafir odasıyla birleştirilir ve biz de mecburen masaya otururduk.

Yatak odamızla, misafir odası, eskilerin "salon salamanje" dedikleri, birbirinden, buzlu camlı katlanır kapılarla ayrılmış bitişik iki odaydı; yemeğe misafir gelince kapı açılır, iki oda birleştirilirdi.

Günlük yemek yediğimiz mütevazı masa, iki yanındaki kanatlar açılıp uzatılır, böylece 4 kişilikten 8 kişiliğe terfi ederek "ziyafet masası" kimliğine kavuşur ve birleştirilen iki odanın ortasına uzunlamasına yerleştirilirdi.

Masanın başında elbette "Büyük Şair" Yahya Kemal otururdu. Ben masanın en ucundaki iskemlede, masaya erişmeye boyum yetmediği için, hasır gibi örülmüş ince ahşaptan yapılma oyuncak sepetimin üzerinde otururdum.

Benim çapraz yanımda, masanın öbür başında, odanın kapısına yakın olduğu için, kolay servis yapsın diye, annem otururdu.

Masada, gözümün önünde bugün gibi canlandırdıklarım arasında, Prof.Vehbi Eralp ve eşi, amcam (o zamanlar bekâr olan) Ekrem Kongar, Tamburi Ercüment Batanay var.

En azından ayda bir yenen bu yemeklerde mutlaka başka konuklar da olurdu ama ben çok canlı olarak sadece onları anımsıyorum.

* * *

Babam ile Yahya Kemal art arda, çok kısa bir arayla bu dünyadan ayrıldılar...

Yahya Kemal , kilolu olmaktan ve çok yiyip içmekten kaynaklanan hastalıklarla sık sık hastaneye yatardı. Bir defasında babam onun "İhsan biz tekrar içki içmek için tedavi oluyorduk, ama artık anladım ki içkiyi kesmek veya azaltmak lazım" dediğini söylemişti.

Babam, dağdan düşerek ölen ağabeyimin acısına dayanamayıp ani olarak vefat ettiğinde, Yahya Kemal, yine hastanedeydi; üzülmesin diye babamın ölümünü ona haber vermemişlerdi. Zaten çok kısa bir süre sonra o da aramızdan ayrıldı.

* * *

Bu yazıyı yazarken belleğimi tazelemek için yaptığım araştırmada, amcam Ekrem Kongar'ın şimdiye kadar bilmediğim iki yazısına rastladım.:

Anlaşılan Yahya Kemal'in ölümünün ardından, babam da hayatta olmadığı için, bizim evde sofrada sık sık onunla birlikte olan Türk müziği sanatçısı amcamdan yazı istemişlerdi.

Amcam yazılarını Havadis Gazetesi'nin 11 Haziran 1959 ve 25 Haziran 1959 tarihli sayılarında yazmış.

Kâzım Yetiş de, İstanbul Fetih Cemiyeti tarafından "Yahya Kemal'in Ölümünün 40. Yıl Dönümü Hatırası" olarak basılan Yahya Kemal İçin Yazılanlar adıyla derlediği kitabın 2. cildinin 476-483. sayfalarında bu yazıları alıntılamış.

Amcam yazısında şöyle diyordu:

"Bu ölümsüz büyük şairimizi ilk defa felsefe hocası olan ağabeyim (İhsan Kongar)ın evinde tanımak şerefine nail oldum. Tarihini pek hatırlayamadım ama tahminen on beş sene var; o gece üstadın doğum yıl dönümünü, ağabeyimin evinde kutlayacaklardı; bu toplantıya, ağabeyim beni de çağırdı. Gerçi Yahya Kemal hakkında ağabeyimden çok şeyler dinlemiştim ama, bu davet beni pek heyecanlandırdı.

Bu büyük adamın huzuruna çıkmadan evvel, onun sevdiği musiki eserlerinden mürekkep bir repertuar hazırladım.

Şimdi onun, musikimiz hakkındaki fikir, tarih, fıkra ve hatıralarını başka yazılara bırakarak, hazin olan küçük bir tarihçeden bahsetmek icap ediyor.

Ağabeyim, edebiyata meraklı idi: musikiyi severdi: Hele Yahya Kemal'in bütün şiirlerini ezberden okurdu: fırsat düştükçe, derslerinde bile şiir okuduğunu talebeleri söyler. Hattâ Yahya Kemal Bey, bir kardeş gibi sevdiği ağabeyim için bir gün:

-İhsan meğer bu şiirleri ben, sen okuyasın diye yazmışım, diye iltifat etmişti. Fakat ne hazin bir tecellidir ki birbirlerini seven bu iki dost, bir kaç ay ara ile, ebediyete göçtüler ve ne gariptir ki ağabeyim, sanki ondan sonraya kalmak istemiyormuş gibi, aradaki yirmi yaşa rağmen ecel şerbetini içmekte ona takaddüm etmiştir.

Erenler şiiriyle, Evvel giden ahbaba selâm olsun erenler diyen Yahya Kemal'in Tekrâr mülâkî oluruz bezm-i ezelde mısraı ile, dostlarına ettiği vaat, maalesef pek kısa bir zamanda tecelli etmiştir."

* * *

Dedim ya, şanslı bir çocuktum:

Cemil Meriç'li, Nurullah Ataç'lı, Yahya Kemal'li bir alemde büyüdüm...

Ve bugünkü siyasal iktidarın ürettiği kültürsüzlük cehenneminde ancak eski anılarıma sığınarak yaşayabiliyorum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 21 Ocak 2019

Valid HTML 4.01 Transitional