Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

BAVUL DERGİ, ŞUBAT 2017

 

EMRE KONGAR

 

"MAÇKA-BEYAZIT"
 

Ağabeyim ile birlikte, Çarşıkapı/Beyazıt'taki Pekit Evi ile Nişantaşı/Maçka'daki okulumuz Şişli Terakki Lisesi arasında "Maçka-Beyazıt" tramvayı ile gelip giderdik!

"Maçka-Beyazıt" Eski İstanbul ile Yeni İstanbul'u birbirine bağlayan iki tramvaydan biriydi.

Öteki tramvay, Peyami Safa'nın ünlü kitabına ismini veren "Fatih-Harbiye" idi.

Peyami Safa, 1931 yılında yayınlanan romanında Fatih'te, eski İstanbul'da, Doğu/İslam kültürüyle yetişmiş olan Neriman'ın Maçka'da Batılı/Modern kültürle tanışmasını, iki aşk ve iki kültür arasında bocalamasını ve sonunda "Kendi öz kültürüne" yani Eski İstanbul'a, Fatih'e, Doğu/İslam kültürüne geri dönmesini anlatır.

Yeni Cumhuriyet kültürünün Batılı ve yabancı olarak eleştirilmesine ve Doğu/İslam kültürünün "öz kültürümüz" olarak yüceltilmesine yönelik, keskin ideolojik kokulu romandır.

Ben, bu romanın yayınlanışından 20 yıl sonra, Türkiye'nin ve İstanbul'un muazzam bir hızla değiştiği ve eski İstanbul ile yeni İstanbul'un artık birleştiği, bütünleştiği dönemde büyüdüm.

Benim için "Maçka-Beyazıt" bir anlamda, "Fatih-Harbiye"nin anti-tezi, yani Doğu/Batı, ya da İslam/Batı kültürlerinin karşıtlığı yerine, Doğu/Batı kültürlerinin sentezi, ya da "Modernleşen İslam" kültürünün ifadesidir!

* * *

1950'li yıllar, toprak ağalarının kurduğu Demokrat Parti'nin, Cumhuriyet'i kuran iktidardaki CHP'ye, din-tarım toplumu değerleriyle muhalefet ederek, İslam adına daha geniş demokrasi istemiyle iktidara geldiği yıllardır.

Toprak ağalığının gerici egemenliğinin, din bağlamında savunulup demokratik isteklerin temeli olarak topluma sunulması ve iktidara gelerek demokrasiyi yozlaştırması, Türkiye'nin kendine özgü siyaset ve demokrasi tarihinin ilginç özelliklerinden biridir ve etkisini bugün bile sürdürmektedir.

Demokrat Parti ve onun lideri Menderes, tüm Türkiye ile birlikte İstanbul'u da hem şehircilik olarak, maddi kültür anlamında, hem de eğitim ve ideoloji olarak, manevi kültür anlamında değiştirmeye başlamıştı.

İlginç olan nokta, sağcı muhafazakârların desteklediği Menderes, İstanbul'un geleneksel yapısını ciddi olarak tahrip etmiş, Doğu/İslam kültürüne dayalı yapıyı bozarak yeni bir kent oluşturmak istemiştir.

Bu anlamda, Adnan Menderes, Peyami Safa'nın "Fatih-Harbiye" romanının anti-tezi olan bir siyasal-kültürel-kentsel eylemi uygulamaya koymuştur.

* * *

Benim ev ile okul arasındaki çocukluğum, Eski İstanbul ile Yeni İstanbul'un bu bütünleşmesi sırasında, Doğu/Batı sentezi bağlamında geçti.

Galiba Eski İstanbul'daki evim ile Yeni İstanbul'daki okulum, geçirdikleri farklı değişme süreçleri bakımından bu kentin tarihine ışık tutan iki örnekolaydır:

Doğduğum ve büyüdüğüm Pekit Evi, Eski İstanbul'un değişmelerine direnerek yanındaki bina ile bütünleşmiş, Çarşıkapı'daki Ziraat Bankası Şubesi olarak dimdik ayaktadır.

Buna karşılık, Şişli Terakki Lisesi, önce, ilkokula başladığım cadde üstündeki ahşap konaktan çıkmış, sonra o ahşap konağın arsasında yeni binalar inşa etmiş, daha sonra Akkavak Sokak'ın öteki yanındaki Ortaokul ve Lise eğitiminin yapıldığı Halil Rıfat Paşa konağını da terk ederek, ilkokul binasının arsasındaki yeni binalara taşınmış, en sonunda da bu eski bina ve arsayı City's adıyla işletmeye açılan bir AVM projesine "yap işlet devret" modeliyle vererek, Levent'teki yeni yerleşkesine geçmiştir.

Sonuç olarak iki ahşap konak da yok olmuş, Halil Rıfat Paşa Konağı Akkavak Sokak'taki kapalı parka, cadde üzerindeki konak ve arsa da bir AVM'ye dönüşmüştür...

Sanıyorum İstanbul'un "Maçka-Beyazıt" eksenindeki kentsel dönüşümünü benim sevimli "Pekit Evi"min ve Şişli Terakki Lisemin öyküleri çok iyi simgelemektedir:

Eski İstanbul, büyük yağmaya hâlâ direnirken, Yeni İstanbul, yepyeni bir dünya kenti görünümüyle, yağmacıların üzerinde at oynattığı, yeşile hasret kalınan beton yığınlarına dönüşmektedir.

* * *

Ama Maçka-Beyazıt tramvayanın hasretini hiç bir şey dindiremiyor:

Öndeki kırmızı renkli, birinci mevkinin bileti beş kuruş, arkadaki ikinci mevki yeşil vagonunki ise üç kuruştu.

Kırımızı renklinin koltukları maroken deri kaplıydı, arkadaki yeşilinkiler ise tahta.

Aşklar, içerdeki koltuklarda oturarak değil, arkada, açık havada dar sahanlıkta ayakta yaşanırdı:

Ne yazık ki, sevgiliyle sarmaş dolaş, tıngır mıngır yapılan tramvay gezilerindeki aşk fısıltıları şimdi artık sadece "gök kubbede bir hoş sedadır!"


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 20 Mayıs 2019

Valid HTML 4.01 Transitional