Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

BAVUL DERGİ, EKİM 2016

 

EMRE KONGAR

 

İLK AŞKIM VE MASUMİYETİM NASIL KATLEDİLDİ
 

Benim hem masumiyetim hem de aşkım ıhlamur kokar...

Çünkü daha ilk okula bile başlamamışken, ilk aşkımın ilk öpücüğünü, sevgilimin yanağından, bir ıhlamur ağacının altında ıhlamur kokuları içinde aldım!

Bu nedenle ıhlamur, benim için hem masumiyetin hem de aşkın kokusudur...

Zaten aşk bir anlamda masumiyet değil midir:

Kim masumiyetini korumadan aşık olabilir...

Kim masumiyetini korumadan, kendi benliğini, kendi varlığını bir başkasınınkinin içinde eritebilir ki...

Gerçek aşk, hesapsız kitapsız, karşılıksız da olsa, sadece vermeye hazır, masum bir duygu değil midir!

* * *

Doksan derecelik açıyla birbirine dik olarak gövdeden fışkıran dallarıyla upuzun çam ağaçları...

Bir merdivenin basamakları gibi insanı yukarı taşıyan dalların üzerinden sekerek tırmandığım ağacın en tepesinde, yüksekliğin verdiği baş dönmesini pekiştiren, yukarı doğru incelen gövdenin rüzgârla eğilip bükülmesi, sallanması...

Ve burnumdaki çam kokusunu çoğaltarak yükselten, zihnime kazıyan o uğultu; rüzgarın sadece çamların tepelerinde duyulabilen o muhteşem uğultusu!

* * *

Ya o masumiyetin simgesi olan at kestanesi, ceviz ve erik savaşları?

" 'Masum savaş' olur mu" demeyin...

At kestanelerini, karşı tarafa atmadan önce, dikenli yeşil kabuklarından soyarsanız...

Cevizleri, toplayıp götürmesinler diye, başka mahallelerin çocuklarına karşı kullanmazsanız...

Erikleri, sadece küçük yeşil eriklerden seçerseniz, olur!

At kestanesi veya erik ya da ceviz, bedenine değdiği zaman "Ah vuruldum" diye bağıran dürüst "düşmanınız" varsa olur!

At kestanelerinin, eriklerin ve cevizlerin masumiyetimle bütünleşmeleri bu "savaşlar" sayesinde olmuştur!

* * *

Ellerimiz taze cevizlerin yeşil kabuklarını soymaktan kına yakmış gibi kahverengi olurdu...

Aslında toprağa gömüp biraz beklesek yeşil kabuklar kararıp kendiliğinden dökülürdü, ama nerde bizde o sabır; ellerimizi boyamak bahasına girişirdik yeşil ceviz kabuklarına!

Üzerlerine bir de fıstık çamlarından topladığımız kozalakların içinden çıkartıp kalın kabuklarını kırıp yediğimiz dolma fıstıklarının laciverte yakın siyah tozları da bulaşınca, ellerimizi temizlemek olanaksızlaşırdı!

Belki de bu yüzden, kına yakılmış veya mürekkep lekesiyle bezenmiş her el, bana hem aşkı hem de masumiyeti anımsatır!

* * *

Birinci köşke girerken büyük ahşap kapıdan geçince bizi karşılayan Parmaklık'taydı fıstık çamları...

Mutfakta, fıstıkları pilavların veya dolmaların içine koyanlar, onların ancak taşla veya aletle kırılabilecek kadar kalın kabuklu olduklarını muhtemelen bilmezler...

Temizlendikleri zaman bej renkli olan bu kabukların ise, kozalakların içindeyken, siyaha yakın lacivert bir tozla kaplı olduklarını hiç bilmezler herhalde.

Onları düzgün iki büyük taş arasında kırar, kışın yemeklerde kullanmak üzere kavanozlara doldururduk.

Bir kilosunun çok para ettiğini öğrendiğimizde bir ara toplayıp satsak mı diye düşündüğümüzü, ama sonradan yediklerimizden arta kalanları övünerek annelerimize götürdüğümüzü anımsıyorum...

O yıllar paranın masumiyetimizin ırzına geçme gücünü henüz anlayamadığımız çocukluk yıllarıydı!

* * *

Kimsenin masumiyetini, yumruk büyüklüğündeki cevizlerle de özdeşleştirdiğini sanmam:

Üçüncü köşkün, düzgün olarak yolun setine kadar inen eğimli ön bahçesi ceviz ağalarıyla doluydu.

Bunlar normal boyda ceviz veren ağaçlardı.

Masumiyetimi simgeleyen ceviz ağacı ise, bu üçüncü köşkün arkasında, aynalı küçük havuzun bulunduğu duvarın gizlediği meyva bahçesindeydi:

Burada bir ceviz ağacı vardı; tek bir ceviz ağacı: Öteki cevizlerin iki-üç misli çapında, yumruğum büyüklüğünde cevizleri vardı.

Beykoz cevizleri büyüklüğüyle ünlüdür ama bu ağaç başka bir şeydi; hayatımda bir daha hiç o büyüklükte ceviz görmedim. Keşke tarım uzmanı olsam da bu cevizin kökünü kökenini bulabilsem diye düşünmüşümdür.

O meyva bahçesinde ayrıca tadına doyum olmayan narlar, bizim kayısı eriği dediğimiz sarı renkli erikler, mürdüm erikleri, muhteşem armutlar vardı.

Bir de kelebekler...

Her yerde kelebekler uçuşurdu:

Evet aşkımın ve masumiyetimin simgesi olan rengarenk kelebekler.

* * *

Ihlamur ve çam kokuları, rüzgâr uğultusu, ağaçların tepesinde sallanmak, erik, at kestanesi ve ceviz savaşları, yeşil ceviz kabuğuyla kınalı eller, dolma fıstıkları, yumruk büyüklüğündeki cevizler, kelebekler ve ilk aşkın ilk öpücüğü...

İşte, tarihe ve doğaya saygı duymayan politikacıların emrindeki bir restoratörün, Vahdettin'in köşkünü tahrip eden buldozerleriyle katlettiği masumiyetim buydu!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 15 Temmuz 2019

Valid HTML 4.01 Transitional