Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

SİYASETTE YENİ BİR "TÜRK-İSLAM SENTEZİ" Mİ?
 

Türkiye'de olaylar o denli hızlı gelişiyor ki, bırakın bunları yorumlamayı, izlemek bile neredeyse olanaksız.

Anayasa değişikliği, Hanefi Avcı'nın Fethullah Gülen Cemaati hakkındaki kitabı, Gülen'in açıklamaları, HSYK ve Anayasa Mahkemesi için yapılan üye seçimleri...

Ve bütün bunları izleyen, yorumlayan, kimileri bazı grupların sözcüsü niteliğindeki köşe yazarları, televizyon konuşmacıları.

Bu arada AKP iktidarı yürüyor...

Yargı sistemi değişiyor...

Üniversiteler değişiyor...

Medya değişiyor...

Yeni projeler, yeni örgütlenmeler gündemde.

Türkiye savruluyor...

Nereye?

AKP iktidarına bakarsanız "İleri Demokrasiye!"

Kuşkuculara ve muhaliflere bakarsanız, "din temelli totaliter bir sivil diktatörlüğe".

* * *

Araştırmacı ve titiz yazar kimliğiyle Sedat Ergin, 13 Ekim tarihli Hürriyet'teki yazısında Fethullah Gülen'in, çok önemli bir açıklamasına dikkat çekti.

Hanefi Avcı'nın, Gülen Cemaati'nin yargıyı ve emniyeti ele geçirmiş olduğu iddiasına karşılık savunma yaparken Gülen şöyle diyordu:

"Ben özbeöz Anadolu çocuğuyum.

Bir insanın kendi millet fertlerini yine kendi memleketindeki bazı müesseselere girmeleri için teşvik etmesine sızma denmez. Teşvik edilen insanlar da, o müesseseler de bu ülkeye ait.

Kastedilen manadaki sızmayı belli bir dönemde bu milletten olmayanlar yaptılar..."

Sedat Ergin, "Gülen, daha sonra 'asıl sızma ve kadrolaşmayı yapanlar'ı, 'Bu iddiaları ortaya atıp vazifeperver insanları sindirmeye çalışan, bunların arkasına saklanarak ve hedef şaşırtarak kendi felsefeleri adına belli yerlere sızıp kadrolaşmış ve çoğalmış kimseler' olarak tanımlıyor." dedikten sonra soruyordu:

"...Sayın Gülen'in 'Bu milletten olmayanlar' ifadesi ile kimleri kastettiğine açıklık getirmesi yararlı olacaktır. Bu beyan Türk kamuoyuna yapıldığına göre, kamuoyunun da kimlerin kastedildiğini bilmeye hakkı vardır..."

* * *

Tam bu sıralarda ciddiyetiyle tanınan İslamcı yazar Ali Bulaç, 20 Eylül'de Zaman'da referandum sonuçların irdeleyen "Şerit üzerindeki Kürt nüfus" başlıklı bir yazı yazdı.

Bu yazıda "...'Ne mutlu Türk'üm diyene' formülünü kabul edip kolayca 'resmi Türk kimliği'ni -resmi anayasal Atatürk milliyetçiliğini- benimseyenlerin önemli bir bölümünün etnik köken olarak Türk olmayıp Balkan göçmeni, mübadili veya Kafkas muhaciri olması anlamlıdır." dedi.

Ve tabii derhal "ırkçılıkla" suçlandı.

Sonra geri adım attı ama artık ok yaydan çıkmıştı.

* * *

Bulaç'a ilk tepkilerden biri Mehmet Y. Yılmaz'dan gelmişti.

Yılmaz dünkü Hürriyet'te, Sedat Ergin'in sorusuna yanıt veren çok ilginç bir çözümleme yaptı.

"Gülen'in şifresinin çözümü Bulaç'tan" başlığını taşıyan yazıda Yılmaz, Gülen'in açıklamalarını anımsattıktan sonra "Ergin, Fethullah Hoca'nın bu sözlerindeki 'bu milletten olmayanlar' ifadesiyle kimleri kastettiğini soruyor.

Sormakta haklı. Çünkü bu kişiler devlet kadrolarına 'sızdıklarına' göre TC vatandaşı olmalılar ama Hocaefendi, onları 'bu milletten olmayanlar' diye tanımlıyor." diyordu.

Yılmaz daha sonra şu ilginç satırlarla devam ediyordu:

"Ergin'in, aktardığı bu 'şifreli' konuşmanın açıklamasını bildiğimi düşünüyorum.

Hatırlayacaksınız, geçenlerde Ali Bulaç, Fethullahçıların Zaman gazetesinde şunu yazmıştı:

'Ne mutlu Türk'üm diyene formülünü kabul edip kolayca 'resmi Türk kimliği'ni, resmi anayasal Atatürk milliyetçiliğini benimseyenlerin önemli bir bölümünün etnik köken olarak Türk olmayıp Balkan göçmeni, mübadili veya Kafkas muhaciri olması anlamlıdır.'

Hocaefendi'nin açıklamalarıyla, Bulaç'ın yazısını alt alta okuyunca şöyle düşündüm:

Acaba kanadı kırık bir arı için bile yarım saat ağlayabilen Fethullah Gülen de mi ırkçı?"

* * *

Tam bu başdöndürücü hızla gelişen olayları ve yorumları düşünürken yine dünkü Hürriyet'te Yalçın Doğan'ın yazısını okudum.

Doğan, Anayasa Mahkemesi üyeliği için adayların barolar tarafından nasıl seçildiğine ilişkin, sayılara da dayanan bir çözümleme yapmıştı.

Seçilen listeyi, "AKP, MHP, Kürt ve liberal ittifakından oy alan liste" olarak niteliyor...

Ama yazısını şöyle bitiriyordu:

"Bu seçim referandum gibi. Referandumdaki ittifak her alana yayılıyor.

Bu ittifakı en başta MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin düşünmesi gerek. Kendisi AKP'ye söylemediğini bırakmıyor, ne var ki, MHP'li üyeler farklı alanlarda AKP ile işbirliği halinde.

Anayasa Mahkemesi'ne gelince, orası artık AKP denetiminde."

* * *

Evet sevgili okurlarım...

Olayların ve yorumların (sadece bir bölümünün) dökümü böyle...

AKP her türlü ittifakı kullanarak hedeflerini hızla gerçekleştiriyor.

Ne dersiniz...

Ufukta yeni bir "Türk-İslam" sentezi de mi görünüyor?


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 17 Haziran 2019

Valid HTML 4.01 Transitional