Emre Kongar'ın Resmi* Internet Sitesi


Loading

Kitaplar
   Green Bullet Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar
  Green BulletAydınlanma
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum

Yazılar
  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Green Bullet Kısa Özgeçmiş

Green Bullet Curriculum Vitae (in English)

Green Bullet Güncel Arşivi

Green Bullet Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

13 Nisan 2009

Ergenekon Adı Verilen Soruşturma ve İddianamedeki Gariplikler.

Davaya bakan Mahkeme Ergenekon Terör Örgütü ifadesinin kullanılmasını yasakladı.

Ama toplumda ve özellikle de medyada bu soruşturmanın ve davanın adı Ergenekon olarak kullanılıyor.

Dolayısıyla ben de maalesef, herkes gibi aynı ismi kullanıyorum.

Belki buna yeni bir isim bulmak gerekir:

Örneğin sadece Dava gibi.

Malum Kafka'nın da aynı adlı bir eseri vardır.

Böylece ona da atıf yapılmış olur.

Neyse gelelim bu davanın ve iddianamenin garipliklerine:

Medyaya yansıyan son video ve ses kayıtları, bu iddianamenin esasını teşkil eden Tuncay Güney adlı şahsa emniyette işkence yapıldığını açıkça ortaya koyuyor.

Bu durumda, davanın esası zedelenmiş ve belki de ortadan kalkmış oluyor.

Ama benim üzerinde durmak istediğim asıl konu bu değil.

İşkence altındaki bu ifadeyi alan polis, İstanbul Emniyeti şube müdürlerinden Adil Serdar Saçan, şu anda bu davadan dolayı sanık olarak gözaltında.

Yani bir polis şefi kendisini suçlayan bir ifadeyi almış oluyor.

Daha başka gariplikler de var tabii:

Birinci iddianame, Cumhuriyet'e atılan bombalara ve Danıştay cinayetine dayalıydı.

Davanın baş sanıklarından İlhan Selçuk, Cumhuriyet'in imtiyaz sahibi.

Böylece Selçuk kendi gazetesini bombalatmış oluyor.

Bu ve buna benzer gariplikler çok fazla.

Örneğin, emekli Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun evi bu dava kapsamında basıldı ve arandı.

Her ne kadar kendisi sanık değilse de, bu baskın ve arama, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının, Danıştay cinayetini azmettirenler arasında olduğu varsayımı gibi garip bir durumu da ortaya çıkarıyor.

Dediğim gibi, bu davanın ve iddianamesinin gariplikleri çok fazla....

Tarih bunları tek tek kaydediyor tabii.

Dilerim, hukuk da bu garipliklikleri adalete uygun olarak çözer.


Paylas

  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 6 Şubat 2012