Emre Kongar'ın Resmi Internet Sitesi



Kitaplar
   Red Bullet Kitapların Listesi
   Red Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar
  Red Bullet Aydınlanma
  Red Bullet Medya Notu

Söyleşiler/Yazılar
  Red BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Red BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Red BulletKızlarıma Mektuplar
  Red BulletBen Müsteşarken
  Red Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Red BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe
  Red BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Red BulletTrajikomik
  Red BulletKişisel - Genel

Green Bullet Kısa Özgeçmiş

Green Bullet Curriculum Vitae (in English)

Green Bullet Güncel Arşivi

Green Bullet Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

İDEOLOJİK OLARAK BAKAN KİM?


 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Danıştay'ın katsayı kararı için "Bu karar tamamıyla ideolojik bir karardır." demiş.

Danıştay, İmam Hatip Okulu mezunlarını da ilgilendiren kararında, meslek okulu mezunları ile klasik lise mezunlarının üniversiteye girişteki katsayı puanlarını eşitleyen YÖK kararını, Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal etmişti.

Farklı eğitim alan mezunların aynı koşullarla üniversiteye girmeleri sadece Anayasa'nın eşitlik kuralına değil, eğitimin evrensel ilkelerine de aykırıydı.

Bütün dünyada eğitim, evrensel olarak meslek eğitimi ve klasik eğitim olarak ikiye ayrılır ve her iki eğitim sisteminden mezun olanlara, bu tercihlerine göre farklı seçenekler sunulur.

Farklı eğitim alanlar, fark derslerini vermedikçe, kendilerinden başka eğitim görenlerin haklarına sahip olamaz.

Buradaki ana sorun, iktidarın İmam Hatip Okullarını bitirenlere hem meslek okulu hem de klasik lise mezunlarına tanınan hakları vermek istemesinden kaynaklanmaktadır.

YÖK'ün yaptığı yanlışlığı biraz daha abartarak vurgulamak gerekirse, farklı lise mezunlarına aynı hakları vermek, hukuk mezunlarına doktorluk, tıp mezunlarına da avukatlık stajı hakkı vermek kadar hatalıdır.

Bu yanlışlığın altında da İmam Hatip eğitimini yaygınlaştırmak arzusu yatmaktadır.

Nitekim İmam Hatip öğrencilerinin artık imam değil, mühendis, doktor, hakim, savcı, kaymakam, vali, polis müdürü olmak istedikleri hem kendi ifadelerinden, hem de yapılan araştırmalardan açıkça ortaya çıkmıştır.

İşte Danıştay'ın kararı bu yanlışlığı düzelten bir adımdır.

Hem hukuka hem de eğitimin evrensel ilkelerine uygundur.

Üstelik de henüz yargı süreci bitmemiştir:

YÖK'ün bu karara itiraz hakkı bulunmaktadır.

* * *

Ne yazık ki AKP, İmam Hatip okullarını kendi "arka bahçesi" görme alışkanlığından vaz geçmemiştir.

Ayrıca, zaten adalet mekanizmasını tümüyle denetime almak isteyen, bu nedenle de yüksek yargı organlarını sık sık eleştiren iktidar, bu vesileyi de Danıştay'a saldırmak için kullanmıştır.

* * *

Başbakan'ın "İdeolojik karar" eleştirisine Danıştay özet olarak şu yanıtı vermiştir:

"...Danıştay, sadece hukukun üstünlüğünü hedeflemekte, siyasi ve ideolojik kaygılarla karar verdiği yolundaki suçlamayı kesinlikle hak etmemektedir.

Bu bağlamda, yargı kararını siyasi ya da ideolojik bir karar olarak nitelendirmeye hiç kimsenin hakkı yoktur."

Aslında Danıştay "Evet bu karar ideolojiktir: Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti ideolojisinden yanadır" deseydi daha da iyi olurdu.

* * *

Başbakan'ın Danıştay'ı suçlamak için kullandığı "İdeolojik" sözcüğüne (kendi ideolojisi çerçevesinde) olumsuz bir anlam yüklediği anlaşılmaktadır.

Oysa "ideoloji" terimi, ister halk dilindeki olumsuz ister bilimsel anlamıyla nötr olarak kullanılsın, asıl Başbakan "İdeolojik" bir eleştiri yapmaktadır:

Çünkü Başbakan'ın yargıya ve Danıştay'a bakışı bütünüyle "İslami İdeoloji" çerçevesindedir.

Bunu bugüne kadar yaptığı pek çok açıklamada da görmek olanaklıdır:

Daha başka örnekler de vardır ama Başbakan'ın Danıştay'ın "türban kararı" için "Ulemaya sorun" dediği henüz belleklerdeki tazeliğini korumaktadır.


Paylas

  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 6 Eylül 2010